Yazı Detayı
16 Aralık 2017 - Cumartesi 08:40
 
HEM ŞOFÖR MEHLİ..
Gider'in Gündemi
bayburtsila@gmail.com
 
 

Bayburt’ta öteden beri söylenen güzel bir söz vardır: “Hem yimbeş (yirmi beş) guruş, hem şöför mehli, hem de Kop’un dibi!..” diye.. Bu sözün anlamı ortada; işi bilen birilerinin kendilerine yararlı olacak türde bir şeyler yapıp, kendisi için çalışıp çaba gösteren birisinin, ya da birilerinin yararını kendi çıkarları karşısında hiçe sayıp, düşünme - me durumu olan bir davranış biçimidir.

 

Bu güzel sözün, yıllar öncesinde yaşanmış bir olaydan kaynaklandığı çok önemli bir gerçektir. Yine BVB’de gözüme çarpan birkaç belgede ilgimi çekti; biraz okuyunca şaşırıp kaldım; demek ki, aynı olay bizim küçüklüğümüzde Bayburt’ta yaşanmışta, bizler bilmiyormuşuz diye düşündüm..

 

Bu belgeler, BVB’de 1012 sıra sayılı belge kapağında yer almaktadır; bunlar, birbirini tamamlayan dört ayrı belgeden oluşmaktadır. Bayburt Belediyesi’nin 1960’lı yıllarda bilgisizce yok edilmiş olan belgeleri olup, tarafımdan çamurlar arasından teker teker toplayarak, korumaya aldıklarım olduğunu ayrıca söylemiş olayım..

 

Bu konuya neden girmek istediğimi özet olarak şöyle anlatmaya çalışayım: Bu belgelerden edinilen bilgiye göre, 22 Ağustos 1956 günü Trabzon’dan Erzurum’da ki Pulur Köy Ekek Okulu’na gitmek için “simsarlara” 12,5 lira verdiğini söyleyen Köprübaşı Nahiyesi – Sürmene’den Cemal oğlu, 1941 doğumlu öğrenci Hüseyin AKSOY’un ortalama 76 yıl öncesinden günümüze kadar gelmiş olan güzel bir olaylar zinciridir..

 

İçimize sindire sindire okuduğumuzda, bu olaylardan birçok ders çıkartılabileceğimiz gibi, göz önüne getireceğimiz bu görüntülerden daha çok, daha güzel bilgilere de ulaşabiliriz.. Bu belgelerin kapsamı biraz uzun süreceğinden, görüşlerimizi sadece olayın kahramanlarına yönlendirerek, sizleri düşüncelerinizle baş başa bırakıyorum:

 

“Tutanak // Aslen Sürmene kazasının Köprübaşı Nahiyesi Merkezinden olan ve halen Erzurum Pulur Köy Erkek Okul öğrencilerinden Cemal oğlu 941 doğumlu Hüseyin AKSOY Emniyet Komserliği’nde yapılan zabıtlarla birlikte Saat: 9,30’da Belediye’ye gelerek ifadesi alındı:

 

22/8/956 günü Trabzon’dan <<124 pilakalı Bayburt>> arabasının şoför mahalline binmek için Trabzon’daki simsarlara 12,5 lira Erzurum’a kadar vermiş bulunuyorum yalnız Trabzon’dan çıkışta belediyenin ve trafiğin vasıtalar üzerindeki sıkı kontrolu neticesinde Değirmendere’yi geçinceye kadar arabanın üzerinde gitmemi söylediler; bende kabul ettim.
Değirmendere’yi geçtikten sonra şoför mahalline beni yerleştirmeleri için şoför tarafından davet edildim. Havanın güzel olması şoför mahallindeki yolculuğun ve yerin darlığından sıkıntılı geçeceğini düşünerek Hamsiköy’üne kadar üzerinde gideceğimi söyledim.
Hamsiköy’üne geldiğimizde yine şoför beni şoför mahalline binmek için israr etti ben esasen fakir ve talebe olduğumdan para hususunda her şeyi düşünmek mecburiyetinde kaldığımdan üzerinde gitmekle şoför mahalli için vermiş olduğum paranın üstünü almam menfaatım icabı olacağından üzerinde gitmeyi kabul ettim.

 

Bayburt’taki şikayetim şoförün memleketi olduğundan Bayburd’a gelir gelmez hemen kaybolması beni şüphelendirdi. Üzerinde gelmekle (kendi arzumla) farkı fiat olan paramın verilmeyeceğini endişelendiğimden polis karakoluna müracaat ettim neticede şoförün Bayburt muhitinde tanınan bir aileye mensup olduğunu öğrenince paramında kaybolmayacağını öğrenince karakoldaki yaptığım şikayetten vaz geçiyorum. Okunan ve yazılan ifadesinin doğruluğunu tastik etti. 23/8/956
Katip Tahsin BALABAN Cemal oğlu Hüseyin AKSOY”

 

“Tutanak // Şahid olarak belediyeye gelen Maçka’nın Limni köyünden Ali oğlu 933 doğumlu Ahmet YILMAZ hadise hakkında şöyle dedi.
Trabzon’dan 22/8/956 günü mevzu’u bahis olan MAN arabasına binmek için Erzurum’a kadar şahıs başına 12,5 lira simsarlara verdik vasıtalar üzerinde belediyenin ve trafik memurlarının yaptığı sık kontrol Trabzon’dan çıkan vasıtaları müşkül duruma bıraktıkları için Değirmendere’ye kadar yolcuları idare ettiriyorlar bu yüzden bende Değirmendere’ye kadar arabanın üzerinde idim.
Değirmendere’ye geldiğimizde ben şoför mahalline indim üzerinde bulunan sonradan tanıdığım Hüseyin AKSOY’a da şoför, şoför mahalline binmesi için çağırdı ise de kendisi gelmedi hatta yolda şoför tarafından birkaç defa şoför mahalline gelmesi için ikazda bulundu fakat arkadaş her nedense gelmedi hadisede şoförün hiçbir suçu yoktur esasen şoför o arkadaşın arabanın üzerinde gelmesinden dolayı şoför mahalli için aldığı parayı iade edeceğini söyledi hadise bundan ibarettir dedi. Yazılan ifadesi okunarak imzası ile tastik edildi. 23/8/956

 

Katip Tahsin BALABAN Ahmet YILMAZ”

 

“Tutanak // Emniyet Komserliği’nce tutulmuş olan zabıtlarla birlikte getirilen aslen Bayburd’un Şingah mahallesinden Hacı oğlu İhsan ÇİKOT hadise hakkında şunları söyledi:

 

Hakkımda şikayetçi bulunanr Hüseyin Trabzon’dan Erzurum’a kadar gitmesi için simsarlara 12,5 lira vermiş Trabzon’dan çıkışta belediyenin emirleri gereğince şoför mahalline bir kişiden fazla bindirilemeyeceği söylendiğinden ve sıkı kontrol yapıldığı için bütün şoför arkadaşlar gibi bende Değirmendere’ye kadar arabanın üstüne binmesini söyledim.
Değirmendere’yi geçtikten sonra yayındaki arkadaşı ile birlikte kendilerinin şoför mahalline gelmelerini söyledim. Hadisede şahit olan Ahmet YILMAZ şoför mahalline bindi o da hava güzel Hamsiköy’üne kadar arabanın üzerinde gideceğim dedi Hamsiköy’üne geldiğimde üstündeki şahsa şoför mahalline gelmesi için kendisine yine söyledim kendisi arabanın üstünde gitmeyi söyledi ancak fakir ve talebe olduğum için farkı fiatın kendisine verilmesini söyledi gel şoför mahalline bin yine ben paranın üstünü sana veririm dedim ise de her nedense yine gelip şoför mahalline binmedi.
Gece saat 24 sıralarında Bayburd’a geldiğimizde sabahleyin görüşmek üzere yorgun olduğum için hemen yanlarından ayrıldım. Sabahleyin geldiğimde beni karakola çağırdılar. Karakolda da durumu izah ettim bu hususta hiçbir suçum yoktur diyerek alınan ifadesi okundu ve imzası ile tastik edildi. 23/8/956

 

Katip Tahsin BALABAN Maznun İhsan ÇİKOT”
“Hüseyin AKSOY’un 23/8/956 günü Polis Karakolu’na yaptığı şikayete müsteniden Karakol’da tutulan tutanaklarla birlikte gelen suçlu davacı ve şahidin Belediye’de vermiş oldukları ifadelerine müsteniden davacının karakola şikayet etmesinin sebebini belediyede kendi ifadesinde açıkça izah etti. Şikayet mevzu’u ancak şoför İhsan tarafından parasının verilmeyeceği kanaatı hasıl olduğu için baş vurmuş olduğu anlaşılmış olmakla hadisenin tek şahidide şoförün hiçbir suçu olmadığını ve esasen karakola müracaat eden Hüseyin belediyede şikayetinden ve davasından vaz geçtiğine ait kendi ifadesini imzası ile tastik ettiği göz önüne alınarak suç mevzuunun ortadan kalkması ve esasen suç konusunun Milli Korunma Kanunu’nun dışında kalmak hesabı ile hadisenin yukarı makamlara bildirilmesi fuzuli olduğu kanaatı hasıl olduğundan hadiseye ait davacı suçlu ve şahidin karakoldaki tutanak ifadeleri belediyedeki ifadeleri dosyalarına konulmak üzre işin halledildiği kanaatına varmış bulunuyorum. 23/8/956
Katip Tahsin BALABAN Belediye Reisi Kemal KUTLU”

 

Bu üç yaprak belgeden çok değişik bilgiler elde edebilir, onlardan gelecekte yararlanmamız söz konusu olabilir..
Görüyoruz ki, olayda bir yakınma var; bu yakınmayı ortadan kaldıran ise bir Belediye Başkanı.. Peki nasıl oluyor: İlk olarak Bayburt Polis Karakolu’na başvuru yapılıyor, o gün olayı belgeleyen Bayburt Belediyesi Katibi Tahsin BALABAN, bir yargıç gibi olayın bütün taraflarını karşısına alıp, olayın ip uçlarını bulup ortaya çıkartıyor..

 

Bütün bu çalışmanın ardından o dönemde “BAYBURT 124” plakası olan MAN aracın Bayburt Belediyesi’ne bağlı olmuş olması nedeniyle de, olaya Bayburt Belediye Başkanı Rahmetli Kemal KUTLU el koyup, işi tatlıya bağlıyor..
Görüldüğü gibi, bugünkü anlamda tam bir arabuluculuk olayı olarak gözlerimizin önüne serilmiş yaşanmış bir olay bulunmaktadır. Peki, bu “Arabuluculuk” olayı yasal olarak Avrupa’da – Amerika’da 1970’li yıllarda mı başlatılmış?.. Yani, daha açıkçası bu arabuluculuk olayı Ülkemiz de yeni mi ele alınmış? Bunu birazcık olsun irdelemek gereğini duydum.
Görüldüğü gibi, böyle bir uygulama 1956’lı yıllarda bile yaşanmıştır.. Demek ki, Ülkemizde böyle bir uygulamayı geçerli sayacak yasal ortamlar ta öncelerde bile varmış.. Bizler “Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Tasarısı”nı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 7 Haziran 2012 günlü oturumunda “kabul” ederek yasalaştırmışız; şu an bu yasanın Sayısı: 6325’tir.
Peki bizler şu anda söz konusu “Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yasası(*)”ndan hangi konularda yararlanabilmekteyiz?..
Araştırdığımızda görüyoruz ki, … Aralarında davaya konu olmuş, ya da olabilecek bir uyuşmazlık olan kişilerin konuyu bir arabulucu eşliğinde karşılıklı olarak tartışarak – anlaşarak, çözüme kavuşturabildikleri bir süreç olarak görmekteyiz.. Evet, evet.. Yasa böyle bir amaç için çıkartılmış..

 

Demek oluyor ki, bizler yasaları iyi okuyabilirsek, vatandaşın yararına çok güzel uygulamalara neden oluşturacak çok sayıda yasamız bulunmaktadır; bizler yeter ki yasaları iyi okuyup, onları iyi yorumlayabilelim.. Sanırım önemli olan da bu olsa gerektir.
6325 Sayılı bu yasanın “Amaç ve kapsam” bölümünde şöyle bir anlatıma yer verildiğini görüyoruz: MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı, hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yoluyla çözümlenmesinde uygulanacak usul ve esasları düzenlemektir.
(2) Bu Kanun, yabancılık unsuru taşıyanlar da dâhil olmak üzere, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde uygulanır. Şu kadar ki, aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli değildir.

 

Konu “Arabuluculuk” olunca, arabuluculuğu bir belediye başkanı yaptığı ortaya konulunca, Şair, Araştırmacı - Yazar Rahmetli Mahmut KIRTAN Bey Kardeşimin dile getirdiği bir konuya da burada yer vermeyi gerekli gördüm:
“Yıl: 1956, Tuzcuzade Mahallesi’nde Bilal Efendi’nin kızını kaçırırlar; tabi iki aile arasında tatsızlıklar olur. Kızı kaçıran taraf Bayburt Belediye Başkanı Necati ALP’i ara bulucu olarak götürür.

 

Necati Bey kız babası Bilal Efendi’nin elini öper, hal hatırdan sonra:
- Bilal emi… Kaç kızın var?
- Efendi, altı tane…
- Kaç tanesi evli?..
- Üç tanesi.
- Peki oğlun kaç tane?
- İki tane..
- Oldu mu Bilal emi?.. Ben de bir oğlun dehelmiyem?
- Ne demek Efendi.. Tabiiki sende bir oğlum sayılırsan..
- Peki Bilal emi, üç kızı verdiğinde, bir oğlun olarak behen niye sormadın?
Bilal Efendi cevap veremez. Necati Bey devam eder…
- Üç kızkardeşimde bir erkek kardeş olarak bana haber vermedin. Bu kızı da abisi olarak ben veriyorum. der. Bu keskin cevap karşısında kız babası Bilal Efendi çaresizce başını eğer; bu tatsız olay tatlıya bağlanır.”
Hepinize en derin Saygılarımı sunarım. (15 Aralık 2017 Cuma).

(*) “Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu” Kanun No. 6325 Kabul Tarihi: 7/6/2012”

 
Etiketler: HEM, ŞOFÖR, MEHLİ..,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Kasımpaşa
12
0
0
0
4
4
2
Galatasaray
9
0
1
0
3
4
3
Medipol Başakşehir
9
0
1
0
3
4
4
Kayserispor
8
0
0
2
2
4
5
Atiker Konyaspor
8
0
0
2
2
4
6
Antalyaspor
7
0
1
1
2
4
7
Evkur Yeni Malatyaspor
7
0
1
1
2
4
8
Beşiktaş
7
0
1
1
2
4
9
Trabzonspor
7
0
1
1
2
4
10
Demir Grup Sivasspor
4
0
2
1
1
4
11
MKE Ankaragücü
4
0
2
1
1
4
12
Bursaspor
3
0
1
3
0
4
13
Fenerbahçe
3
0
3
0
1
4
14
Göztepe
3
0
3
0
1
4
15
Aytemiz Alanyaspor
3
0
3
0
1
4
16
Çaykur Rizespor
2
0
2
2
0
4
17
Akhisarspor
2
0
2
2
0
4
18
BŞB Erzurumspor
1
0
3
1
0
4
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Haber Yazılımı