Yazı Detayı
21 Mayıs 2016 - Cumartesi 11:05
 
ERTUĞRUL’UN BÜYÜKLÜĞÜ(1)
Gider'in Gündemi
bayburtsila@gmail.com
 
 


Bu günkü yazıma alışagelmemiş olduğumuz bir sözcükle başlamak istiyorum: Birisi “- Bu gün günlerde ne?” diye sorduğunda çok alışık olmadığımız bu sözle: “Diriliş Ertuğrul..” sözüyle..
Günümüzde toplumun bütün kesimlerince beğeniyle izlenen bir diziden söz ediyorum.. <<Diriliş Ertuğrul>>dan!.. TRT gerçekten paradan hiç kaçınmamış bu dizinin çekimlerini gerçekleştirirken. İlk bölümlerini saymazsak, çok güzel çalışmaların sergilendiğini söyleyebiliriz.

 

Geçmişte yaşanmış bazı olayları araştırdığımızda, gerçekten ana özetin dışında gerçeklilik payı çokta fazla değil; yine de çok seviliyor bu dizi.. Niçin mi? Şunun için, bir kere dizide canlandırmayı üstlenen oyuncular kendilerini o günlerdeymiş gibi görerek, bilinçli bir davranış içerisinde o günlerde yaşıyormuşçasına, o günlerin “ahlak yapısı”yla kendilerini beslercesine özverili bir çalışma içerisine çekiyorlar da ondan..
Özellikle giysileri, yaşayış biçimleri göz önünde bulundurulduğunda görülmektedir ki güzel bir ön çalışma yapılmış dizi öncesinde; bu durumu oyuncular aralıklarla değişik nedenlerle gittikleri yerlerde dile getirmekten çekinmiyorlar..
Yine de söz konusu dizide, çok önemli yanlışlıklar yoktur diyemeyiz. Bir kere Pasinler’de bulundukları dönemde burada bir kale düzeninin var olduğu önemli bir gerçek. Orta Asya’dan çıkışta (göçte) olduğu gibi çadırlarda yaşamaları için bir neden olduğunu hiç sanmıyorum..

 

Aynı dönemde Bayburt Kalesi’nin de Oğuz Türkleri tarafından alınmış olduğu önemli bir gerçek. “Kayı Boyu”nun kabaca “IYI” görünümlü çizimleri bugün bile Bayburt Kalesi surları üzerinde yer almaktadır. Bayburt’un birçok köyünde “Oğuz Mezarları” olarak adlandırılan yerlerin varlığı da önemli bir gerçek..
Hicri 689 (M.1290) yılında yaşadığı bilinen en eski “Fütüvvetname”lerden birisini yazmış bulunan Ahi Ali Bayburdi, Hicri 700 (M.1300) yılında Bayburt’ta vefat etmiş olup, Şehit Osman Dağı üzerindeki türbeye defnedilmiş olan Melik Azudüddin gibi değerlerimizin aynı dönemde Bayburt’ta, çadırlarda değil, yerleşik düzenlerde evlerde yaşamış olduklarını unutmamak gerekir.. 
Biz yine Ertuğrul’a dönelim. Ertuğrul ile temelleri atılmış olan Vatanımız üzerindeki “Ay – Yıldız”lı “Al Bayrağımız”ın dalgalandığı Türkiye’mizden söz eden bir şiirle, diğer değişik dönemlerden iz taşıyan “Osmanlı Türkçesi” ile yazılmış birkaç şiire de yer vermek gereğini duydum.

 

Osmanlı Türkçesi’nden yeni yazıya çevirim yaparken eğer yanlışlıklarım olmuşsa, şimdiden özür dilerim.

 

“ERTUĞRUL’UN BÜYÜKLÜĞÜ” (1)
İlk padişah Osman Bey’in pederi
Ertuğrul Bey, yanında refikleri
Bir gün kırda gezerlerken, döğüşen
İki ordu görürler ta öteden.

Harb olurda uzak durur mu erler?
Dizgin vurub binerleri sürerler;
Bakarlar ki: İki ordu çatışmış.

Bilmiyorlar bu kavga edenleri,
Mağlub olmuş bir tarafın askeri.
Ne yapsınlar; geri dönmek yakışmaz;
Harb olurken Türk evladı kaçışmaz.

Galiblere yardım etmek bu kolay;
Vurgunlardan, yağmalardan düşer pay,
Fakat Türkler yiğit, arslan kanlıdır;
Acizlere yardım etmek şanlıdır.

Ertuğrul Bey düşkünlerle bir olur;
Öbür taraf galib iken bozulur.
Ecdadımız kahramandır, büyükdür;
Kahramandır demek bile küçükdür.
İbrahim Alaaddin

 

AHLAK (2)
Bu alemde bir iş yok sıkıntısız yapılsın:
Bizi yeşil dallarında imrendiren her yemiş.
Zahmet çeken insanların elleriyle yetişmiş;
Benim dahi çiçeklerim varsın, öyle açılsın.

Eğer lüzum gelir ise kanım dahi dökülsün:
Tufan olsun, dalgalarım gururları devirsin;
Yangın olsun, alevlerim zalimleri devirsin;
Bulut olsun, Güneş olsun, bahar olsun ve gülsün!

Ah o zaman zincirlerin kırıldığı bir günde,
O mukaddes hürriyetin Al şavgı öğünde:

İnsan güler, toprak güler, deniz güler, Gün güler;
Ve her kardaş: <<Ben dünyayı, ben hayatı severim; 
İsterem ki benim ümid, sevinç dolu günlerim
İşte böyle parıldasın, işte böyle aksın!>> der.

 

Mehmed Emin 
HER SAMİMİ GÖZÜNE İNANMA (3)
Merhum peder: Güler yüzlü, tatlı sözlü kahraman,
Rus cengini anlatırdı; zabit imiş o zaman!
Bir gün yine kavga olmuş, Moskofları yenmişler;
Akşam vakti yürümüşler, bir ovaya inmişler..
At sırtında babam çıkmış Şehidleri saymaya;
Mecruhları toplamaya, sedyelere yaymaya.

Uzun boylu, gayet yiğit bir neferi var imiş,
Hiç yanından ayrılmazmış, koca Osmanlı: Memiş!
Cenk yerinde sessiz sessiz dolaşırken ikisi,
Pek yakından kulağına gelmiş bir insan sesi:
Bakmış düşman ordusundan bir yaralı asker var!

Benzi uçmuş, kan içinde, bir düziye hırıldar:
-<<Allah içün, bir yutum su!. Ölüyorum.. Bir yutum!.>>
Böyle şeye pek acırdı, dayanamazdı merhum;
Altındaki at üstünde mataraya el atmış,
Neferine: - <<Ver şu suyu ona!.>> demiş, uzatmış.
Nefer koşmuş, yaralıya su vermeğe, eğilmiş!
O görmeden, melun herif bir davranmış dikilmiş;
Meğer alçak, silahını, pederime çevirmiş!
Memiş suyu uzatırken, kurşun fesi devirmiş!.
At irkilüb geri durmuş, babam gülmüş ve demiş!>>
-<<Kurşun bizim ayak teri!. Ver suyunu sen, Memiş!>>
<<Ali Elöve – Çocuklarımıza Neşideler>> (Ali Ulvi ELÖVE) 
OSMANLI GENCİNE(4)
Düşmanların pusu kurmuş bilmiş ol! 
Başka dürlü geçilemez bu sarp yol:
Türk’e ister, demir ayak, çelik kol
Haydi kardaş! Durma çalış kavi ol!

Durub atan, atub duran, yürüyen
Kır atıyla, alemdarlar süreyen;
Bir atanın geldik büyük neslinden
Haydi kardaş! Durma çalış kavi ol!

Hiç unutma, Kosova’da yatanı,
Vatanında silahını çatanı,
Almak burcun, yarın giden vatanı,
Haydi kardaş! Durma çalış kavi ol!

- ASKERLİK HİSSİ - (5)
Ben bir Türk’üm dinim, cinsim uludur.
Sinem, özüm ateş ile doludur.
İnsan olan vatanının kuludur.

Türk evladı evde durmaz giderim!

Yaradan’ın kitabını kaldırtmam.
Osmancığın bayrağını aldırtmam.
Düşmanımı vatanıma saldırtmam.

Tanrı evi viran olmaz giderim!

Bu topraklar ecdadımın ocağı.
Evim, köyüm hep bu yerin bucağı.
İşte vatan! işte Tanrı kucağı.

Ata yurdun, evlad bulmaz giderim!

Tanrım şahid duracağım sözümde;
Milletimin sevgileri özümde,
Vatanımdan başka şey yok gözümde;

Yâr yatağın düşman almaz; giderim!

Ak gömlekle gözyaşımı silerim.
Kara taşla bıçağımı bilerim.
Vatanım içün yücelikler dilerim.

Bu dünyada kimse kalmaz giderim.

(Mehmet Emin YURDAKUL)

(1) Ali Seydi, Tarihi Osmani Encümeni Azasından, Musahabatı Ahlakiye, Mektebi İbtidaiye’nin Devre-i Metusata Birinci Sınıf, Sh.155, (İkinci Tab’ı, Şirket Mürettebiye Matbaası, 1333 (1917) 
(2) Ali Seydi, Tarihi Osmani Encümeni Azasından, Musahabatı Ahlakiye, Mektebi İbtidaiye’nin Devre-i Metusata Birinci Sınıf, Sh. 65, (İkinci Tab’ı, Şirket Mürettebiye Matbaası, 1333 (1917) 
(3) Ali Seydi, Tarihi Osmani Encümeni Azasından, Musahabatı Ahlakiye, Mektebi İbtidaiye’nin Devre-i Metusata Birinci Sınıf, Sh. 59 - 60, (İkinci Tab’ı, Şirket Mürettebiye Matbaası, 1333 (1917) 
(4) Ali Seydi, Tarihi Osmani Encümeni Azasından, Musahabatı Ahlakiye, Mektebi İbtidaiye’nin Devre-i Metusata Birinci Sınıf, Sh.12, (İkinci Tab’ı, Şirket Mürettebiye Matbaası, 1333 (1917)

(5) Ali Seydi, Tarihi Osmani Encümeni Azasından, Musahabatı Ahlakiye, Mektebi İbtidaiye’nin Devre-i Metusata Birinci Sınıf, Sh.123 - 124, (İkinci Tab’ı, Şirket Mürettebiye Matbaası, 133

 
Etiketler: ERTUĞRUL’UN, BÜYÜKLÜĞÜ(1),
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
BİZİM GAZETE
Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
26
27
2
2
8
12
2
Medipol Başakşehir
26
23
2
2
8
12
3
Beşiktaş
22
19
2
4
6
12
4
Kayserispor
22
19
2
4
6
12
5
Fenerbahçe
20
25
2
5
5
12
6
Sivasspor
19
18
5
1
6
12
7
Bursaspor
18
22
4
3
5
12
8
Göztepe
18
22
4
3
5
12
9
Akhisarspor
18
18
4
3
5
12
10
Alanyaspor
17
25
5
2
5
12
11
Trabzonspor
16
23
4
4
4
12
12
Kasımpaşa
15
20
5
3
4
12
13
Yeni Malatyaspor
14
16
6
2
4
12
14
Antalyaspor
13
14
5
4
3
12
15
Osmanlıspor FK
11
19
8
2
3
13
16
Atiker Konyaspor
11
12
7
2
3
12
17
Gençlerbirliği
8
14
9
2
2
13
18
Kardemir Karabükspor
8
12
8
2
2
12
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı