Yazı Detayı
22 Ağustos 2016 - Pazartesi 13:47
 
DİNİ ALLAH’A HAS KILMAK VE SENİ DİNLEMİYORUZ YA ÖMER !
Musa Saygılı
 
 

Yüce Allah kainatı insan için yarattı ve onu başıboş bırakmadı[1] ve insana da bazı sorumluluklar yükledi “Ben, cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım”[2] ayetiyle, kendisini bilmemizi ve tanımamızı istemiş ve O’na kulluk etmeyi hayatımızın amacı olarak ortaya koymuştur. Yaratan ile ilişkilerini doğru düzenleyen insan, dini Allah’a has kılan kişidir. O “Allah’ın Kulu”“Allah’ın adamı”dır.

 

İslam’ın kemale ermiş Kerim kitabı Kur’an’ın ve son peygamberi Hz. Muhammed s.a.s. in yol haritamızı belirlemesi gerektiğini de sevgili Peygamberimiz veda hutbesindeki “Mü'minler! Size iki emânet bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. Bu emânetler, Allah'ın kitabı Kur'ân ve O'nun Peygamberinin sünnetidir”. hitabıyla net bir biçimde ifade etmiştir.

 

Kur’an’dan ve sünnetten beslenmeyenler, Allah’tan sakınmak yerine fani olan insanlardan Allah’tan sakınır gibi sakınanlar “emretmenin yaratana ait olduğunu” unutmamalı ve Yüce Allah’ın şu ilahi buyruklarıyla yüzleşmelidirler: "Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Din de yalnız O'nundur. O halde Allah'tan başkasından mı sakınıyorsunuz?"[3] “De ki: Bana, dini Allah'a halis kılarak O'na kulluk etmem emrolundu.  Bana müslümanların ilki olmam emrolundu. De ki: Rabbime karşı gelirsem, doğrusu büyük günün azabından korkarım. De ki: Ben dinimde ihlas ile ancak Allah'a ibadet ederim…”[4]

 

Dini Allah’a halis kılarak kulluk yapanların önüne birçok engel çıkabilir/çıkarılabilir. Yüce Rabbimiz bunu şöyle beyan etmektedir: “Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kafirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır”[5].

 

Onlar sözleriyle, konuşmalarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Allah’ın nuru gönderdiği kitap olan Kur’an’dır[6]. Oradaki emir ve yasaklardır.  Kur’an’ın emir ve yasaklarından insanları uzaklaştırmak için bütün güçleriyle mücadele ederler. Kalemlerinin ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmeye çalışırlar, kurdukları eğitim kurumlarının ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmeye çalışırlar, gazete, dergi vb yayın organlarındaki yazılarıyla Allah’ın nurunu söndürmeye çalışırlar, televizyon, basın yayın vb haberleşme araçlarıyla Allah’ın nurunu söndürmeye çalışırlar, kurdukları sosyal medya ağlarıyla Allah’ın nurunu söndürmeye çalışırlar. Kur’an’ın önüne geçirilen kitaplarla onun sesini kısmaya, nurunu söndürmeye çalışırlar. Bunun için değişik yollar kullanırlar. Az olmalarına rağmen çok ses çıkarırlar. Ancak unutulmamalıdır ki Allah c.c. nurunu tamamlayacaktır.

 

Bizim gayretimiz “…Emrolunduğun gibi dosdoğru ol”.[7] ayetinin gereğini yerine getirerek O’nun dinine hizmet etmek olmalıdır.“Dini Allah’a Has Kılmak” aklı kullanmayı ve düşünmeyi gerekli kılar.

 

İnsanı diğer varlıklardan ayıran en önemli farklarımızdan biri şüphesiz aklımızı kullanmak ve düşünmektir. Kuran’da akla ve düşünmeye büyük önem verilmiştir. “Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz”?, “Ancak akıl sahipleri düşünüp anlar”,  “Hala akıllanmayacak mısınız?", “Belki akıl erdirirsiniz” vb. [8] anlamında birçok ayet ile insanların dikkatleri çekilmektedir. Yüce Allah, “İyi bilin ki Allah katında canlıların en şerlisi aklını kullanmayan (gerçek) sağır ve dilsizlerdir”[9]. Buyurur ve aklını kullanmayanları pislik içinde bırakacağını bizlere ifade eder[10].

 

Aklını kiraya verip tercih hakkını şahıslarla kilitleyen düşünceler ve sistemler İslam’ı anlayamaz, anlatamaz, temsil edemez ve İslam’a hizmet edemezler. Zira Yüce Alah, Kur’an’ı Kerim’de  "Allah ve Rasûlü bir işe hükmettiği zaman, mü’min bir erkek ve mü’min bir kadının işlerinde tercih hakları yoktur. Kim Allah’a ve Rasulü’ne isyan ederse apaçık bir sapıklıkla sapıtmış olur."[11] Buyurmaktadır.

 

Bütün bu ayetler bizlere gösteriyor ki, müminler olarak hakikatin peşine düşmeli ve onu aramalıyız. Kalbimizi ve zihnimizi hiç kimsenin ipoteği altında bırakmamalıyız. Unutmamalıyız ki hakikat hiç kimsenin avucunda değildir. Hakikat başkasının bize anlattığı değildir. Mümin, aklının sahibidir ve asla aklını kimseye kiraya vermez. Aklın sahibinin kendisi olduğunu idrak edemeyenler Allah’tan korkmazlar çünkü Yüce Allah’ın “Ey akıl sahipleri, Benden korkup sakının”[12]  emrini üzerlerine almazlar. Onlara yapılan nasihatleri ve öğütleri dinlemezler. Zira  “Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar.”[13] Yanlışlarından onları vaz geçirmeye çalışanları akılsızlıkla suçlarlar. İçinde bulundukları yanlışları görmezler, hatalarından vaz geçmezler, ısrarla yanlışa devam ederler. Zira onlar akıl sahibi olarak kendilerini değil, akıllarını kullanmak ve kendilerini yönetmek üzere kiraladıkları kişileri görürler. Dolayısıyla birileri onlar adına düşünür, muhakeme yapar, emreder onlar da uygularlar. Aklını kiraya veren ölçüsüz kişilikler Rasulullah’ın (s.a.s.) bu konuda “Yaratana isyan hususunda hiç bir mahluka itaat yoktur. İtaat ancak iyi şeylerdedir.”[14]  ölçüsünü anlayamazlar.

 

 

Bir ömür namazlarını terk edenler, soruları çalarak yerleştikleri kurumlarda ramazan ayında özellikle koridorlarda elinde çay bardağıyla dolaşarak oruç tutmadıklarını haykırmışlardır. Müslümanların hanımlarına başınızı açabilirsiniz fetvasını verenler ve verilen bu fetvaya uyanlar karınlarına ateş doldurduklarını[15] bile bile dinin emirlerini az bir menfaat karşılığında rahatlıkla çarpıtmaktan kaçınmamışlardır. Ailelerine bile yaşantılarını değiştirmelerini telkin edenler Yüce dinimizin neresinde durduklarını, bu emri onlara verenlerin dayandığı ilkesizliği hiç sorgulamamışlardır?

 

Allah’a teslim olan O’nun emirlerine aykırı olarak verilen hiçbir emri yerine getirmez, onun rızası olmadığı, yasakladığı davranışları da birtakım dünya menfaatleri, mevki makam vb için yapmaz ve O’na karşı gelmez. "Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Din de yalnız O'nundur. O halde Allah'tan başkasından mı sakınıyorsunuz?"[16] ayeti gereğince yalnız Allahtan sakınır. Davranışlarını O’nun emir ve yasaklarına göre düzenler.

 

Allah'ı hakkıyla tanıyıp bilemeyenler[17] dini anlayamadılar ve Allah’ı yeterli görmeden başkalarına, başka varlıklara ve hatta insanlara Allah’ın yetkilerini vererek dini saptırdılar. İşte dini Allah’a has kılmayanlar, adeta din olarak gurubunu, cemaatini, meşrebini ve mezhebini seçmiş kendi nefsinin arzusunu kendisine ilâh edinmiş[18], bu halinden dolayı Yüce Allah’ın saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözüne de perde çekilen kimseler[19] cahil insanlara Allah’ı severcesine sevdirdikleri varlıkları öne çıkararak  “Ateş etmezsen Hz. Peygamber sana şefaat etmez” deyip şefaat kavramını çarptırmışlardır. Allah ve Peygamber inancını mecrasından çıkararak yetiştirdikleri silahşörlere hükmedebilmişlerdir. İşte bu sapkın düşünceli insanlar, dini kaynağından öğrenme ve anlama gibi bir derdi olmayan kalabalıkları birtakım dünyevi menfaatler elde etme bahanesiyle ya da bulunduğu mevki ve makamı koruma veya daha da yükseltme adına aldatmışlar, kandırmışlar ve hep beraber Yüce Allah’ın emirlerine karşı gelmişlerdir.

 

Namazda iken bile, imamın arkasında el pençe divan dururken bile, imam yanlış okuduğu zaman cemaat hatasını düzeltiyor da peşinden sürüklenilen sözüm ona imamların hatasını binlerce “cemaatten” biri neden düzeltmiyor. “Seni dinlemiyoruz ya Ömer!” anlayışını neden sergileyemiyor.

 

Hz. Ömer (r.a.), bir savaş sonrası ganimetleri taksim etmişti. Herkese bir parça kumaş düşmüştü. Fakat bu kumaştan bir elbise çıkmıyordu. Oğlu Abdullah, kendi payına düşen kumaşı babasına vererek onun bir elbise yapmasını istedi. Hz. Ömer de oğlunun hediyesini kabul ederek bir elbise yaptırmıştı.

 

Birkaç gün sonra, üzerinde bu elbise olduğu halde bir konuşma yapmak için minbere çıkmıştı. “Ey müminler! Beni dinleyin ve bana uyun.” der demez, arka saflarda oturan fakir bir zat ayağa kalktı: “Senin dinlememizi ve itaat etmemizi istemeye hakkın yok” dedi.

 

Hz. Ömer neden diye sorunca “Parça parça dağıttığın kumaştan senin üzerinde elbise var, fakat biz elbise yapamadık” demiştir.

 

Bunu duyunca rahatlamıştı Hz.Ömer Cemaat arasında bulunan oğlu Abdullah’a (r.a.) işaret etti. Hz. Abdullah da kalkıp durumu izah etti. Payına düşen kumaşı babasına verdiğini söyledi.Halk sevinçliydi. Gözler ikazda bulunan sahabeye yönelmişti. O sahabe ayağa kalktı ve: “Şimdi konuş, ey müminlerin emiri! Şimdi dinliyor ve sana itaat ediyorum.” dedi.

 

Bunun üzerine ellerini Rabb’ine açan adalet kutbu Halife Ömer şöyle dua etti:

 

“Ey Rabb’im! Sana sonsuz hamd ediyorum ki, beni, yapacağım hatalardan dolayı ikaz edecek bir ümmete halife etmişsin.”

 

Son olaylardan sonra sahabe ahlakını anlamamızın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladık. Sahabe ahlakını anlamayanlar, sahabe Müslümanlığını tadamayanlar, birilerinin emrine itaat etme adına Allah’a isyan ettiklerinin farkında olamazlar.

 

Yalnız Allah’a kulluk edenler, dini O’na has kılanlar ve ahirete samimiyetle inananlar, zerre kadar iyiliğin ve kötülüğün hesabının orada verileceğine[20] iman ederler. Haksız yere insanları öldüremez ve yeryüzünde, özelde de ülkesinde bozgunculuk yapıp kaos çıkaramazlar. Zira o bilir ki Yüce Allah kitabında şöyle buyuruyor:  “Yalnız Allah'a kulluk edin, Ahiret Günü'nü bekleyin ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak kötülük işlemeyin!"[21]. “Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür...”[22]

 

Hz. Peygamber s.a.s. Müslüman ve Müminin tanımını yaparken şöyle dikkatimizi çeker: "Müslüman, diğer Müslümanların elinden ve dilinden zarar görmediği kimsedir. Mü'min de, halkın, can ve mallarını kendisine karşı emniyette bildikleri kimsedir." [23]

 

Dinimiz, insanların ayıplarını araştırmayı ve kişilerin gizli hallerini ortaya çıkarmak için gayret etmeyi yasaklamıştır. Settarul uyup (ayıpları örten) olan Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: Ey İman Edenler…birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın”. [24]  Hz. Peygamber’de ( s.a.s ) Veda Hutbesinde “İnsanlar! Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay, bu şehriniz Mekke nasıl kutsal bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, nâmus ve şerefiniz de öylece mukaddestir; her türlü tecâvüzden masûndur”. Buyurarak bu gerçeği ifade etmiştir. Ebû Hüreyre  (r.a)’den rivayet edildiğine göre efendimiz (s.a.s.) bir başka seferinde şöyle buyurdular: “Bir kul, bu dünyada başka bir kulun ayıbını örterse, kıyamet gününde Allah da onun ayıbını örter”[25].

 

İnsanların canlarına kastedenler, mallarını haksızlıkla ele geçirenler, namus ve şerefleriyle alakalı dinleme ve gizli kamera kayıtları yaparak ifşa edenler, bu bilgilerini birtakım mevki ve makamların elde edilmesi için şantaj olarak kullananlar devlet sırlarını ortaya dökerek ifşa edenler ve bunlara din adına olur verenler dini doğru anlamamış, doğru anlatmamış ve dini Allah’a has kılmadıkları için de sapmışlardır.

 

Ancak unutmamalıdır ki “İste o gün ağızlarını mühürleriz, Bizimle elleri konuşur, ayakları da yaptıklarına şahitlik eder.” [26]ayeti tecelli edecek ve Yüce Rabbimizin haber verdiği o günde elbet yapılanlar ortaya çıkarılacak ve hesap görülecektir.    22.08.2016

 

 

                                                                                         

 

 

 

 

[1] Kıyame,75/36.

[2] Zariyat, 51/56

[3] Nahl, 16/52

[4] Zümer, 39/11-1; Ayrıca bkz. Zümer, 39/1-3

[5] Saff, 61/8

[6] Şura, 42/52

[7] Hud, 11/112

[8] Müminun, 23/80 Ayrıca bkz. Bakara, 2/ 44,167; Ali İmran, 3/65,118; En’am, 6/32, 36-37;  Yunus, 10/16; Hud, 11/51; Yusuf, 12/109; Ra’d, 13/4; Nahl, 16/12,67; Enbiya, 21/10,67; Nur, 24/61; Furkan, 25/44; Kasas, 28/60; Rum, 30/24;

[9] Enfal, 8/22

[10] Yunus, 10/100

[11] Ahzap, 33/36

[12] Bakara, 2/197

[13] Zümer, 39/9; Ayrıca bkz. Bakara 2/, 269; Al-i İmran,3/ 7

[14] Müslim, Kitabu’l İmara, 40.

[15] Bakara, 2/174

[16] Nahl, 16/52

[17] Zümer, 39/67; En’am, 6/91; Hac, 22/74

[18] Furkan, 25/43

[19] Casiye, 45/23

[20] Zilzal, 99/7-8

[21] Ankebut, 29/36

[22] Maide, 5/32

[23] Buhari, İman, 4,5;Tirmizî, İman 12

[24] Hucurat, 49/ 12

[25] Müslim, Birr 72. Ayrıca bk. Buhârî, Mezâlim, 3; Ebû Dâvûd, Edeb 38; Tirmizî, Birr 19

[26] Yasin, 36/65

 
Etiketler: DİNİ, ALLAH’A, HAS, KILMAK, VE, SENİ, DİNLEMİYORUZ, YA, ÖMER, !,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
BİZİM GAZETE
Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
26
27
2
2
8
12
2
Medipol Başakşehir
26
23
2
2
8
12
3
Beşiktaş
22
19
2
4
6
12
4
Kayserispor
22
19
2
4
6
12
5
Fenerbahçe
20
25
2
5
5
12
6
Sivasspor
19
18
5
1
6
12
7
Bursaspor
18
22
4
3
5
12
8
Göztepe
18
22
4
3
5
12
9
Akhisarspor
18
18
4
3
5
12
10
Alanyaspor
17
25
5
2
5
12
11
Trabzonspor
16
23
4
4
4
12
12
Kasımpaşa
15
20
5
3
4
12
13
Yeni Malatyaspor
14
16
6
2
4
12
14
Antalyaspor
13
14
5
4
3
12
15
Atiker Konyaspor
11
12
7
2
3
12
16
Osmanlıspor FK
8
17
8
2
2
12
17
Gençlerbirliği
8
14
8
2
2
12
18
Kardemir Karabükspor
8
12
8
2
2
12
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı