Yazı Detayı
10 Aralık 2016 - Cumartesi 18:21
 
ÇAĞIMIZIN EBU LEHEPLERİNE KARŞI PEYGAMBER AHLAKINI KUŞANMAK
Musa Saygılı
 
 
Peygamberlerin gönderildikleri zaman dilimleri zulmün yaygınlaştığı, isyanların derinleştiği, ahlaki çöküşlerin toplumları sarstığı dönemlere denk gelir.  Halık’tan, fıtrattan ve ahlaktan kopan insanın yeniden dirilişi için peygamberi söze ve soluğa ihtiyaçları vardır.  Nübüvvet kervanı tamda o sırada devreye giriyor. Vahiy onları esfelden eşrefe taşıyor.  Bu gün de bu çöküşlerin yaşandığı zaman diliminde “esfeli safilin”e yuvarlanan insanı eşrefe taşıyacak O’nun prensiplerine ihtiyacımız vardır.
 
 
 
Günümüzde kültürel etkinlikler bağlamında “ılımlı bir peygamber” anlatılıyor. Kitab’ın tamamını gündeme getirmeyen, herkesle barışık edilgen bir peygamber isteyenler var. İşine geldiği kadar Peygambere tabi olmak İslami ve ahlaki değildir. Merasimlere boğulan mevlid kandilinden Kutlu Doğuma hatırlanan ve  üstü örtülen bir peygamber olgusu da dogru degildir. O’nu olduğu gibi kabul edip, uymak gerekir. Zamanın ihtiyaçlarına göre O’nun birtakım prensiplerini belli dönemlerde öne çıkarmak O’nu anlamak değildir.
 
 
 Toplum, Hz. Peygamber (sas)’ı biliyor, iman ettiğini de söylüyor, ancak yeterince tanımıyor.  O’nu bilenler, O’nun doğumunu, vefatını, çocuklarını, eşlerini, savaşlarını, hicretini, miracını okuyorlar, dinliyorlar. O’nun adını, sünnetini, mesajını yaşatmak zorunda olduklarını unutuyorlar. Bilmiyorlar ki, Muhammed (sas)’siz bir hayat ne meşrudur, nede makbuldur. Unutmamak gerekir ki Peygamber (sas) ile hayat arasındaki bağı koparan hayatın en büyük yanlışını yapmıştır. 
 
 
Şüphesiz hayatın her yönü ile bizlere “Üsve-i Hasene” (Güzel Örnek) olan bir peygambere muhatabız ve O’nun ümmetiyiz. Allah (cc) biz kullarını dünyada nasıl görmek istediğini, en güzel örnek Hz. Muhammed (sav)’i göndererek göstermiştir. O’nun ümmetinden istediği kendisi ile gelen vahyin yüce değerlerini hayata nakşetmeleridir. Allah’ın razı olduğu yaşam tarzı, kulluk düzeyi Hz. Peygamberde belirginleşmiştir.  Çünkü Hz. Muhammed (sas) Müslüman’ın ölçüsüdür. Müslüman’ı diğerlerinden ayıran bir ayıraçtır. Unutmamalıyız ki Hz. Muhammed (sas)’e rağmen bir hayatı kabul etmenin Hesap gününde hiçbir mazereti olmayacaktır. O (sas) her an devrede olmalıdır.  Peygamber (sas) daima Müslüman’ın hayatında, davranışlarında, ahlakında olmalıdır. O’nu dilimizden kalbimize, hayatımızın içine çekmeliyiz.
 
 
NASIL BİR PEYGAMBER
 
 
Müminlere Karşı Çok Şefkatli ve Çok Merhametli Bir Peygamber : “Andolsun ki size kendi içinizden bir Peygamber gelmiştir. Sizin sıkıntıya düşmeniz ona pek ağır gelir. O size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatli ve çok merhametlidir.” 
 
 
Dostu Allah (cc) Olan Bir Peygamber: Yüce Allah (cc) Kur’an-ı Kerim’de Peygamber hanımlarına şöyle buyuruyor:  “Eğer Peygambere karşı birbirinize arka çıkarsanız, şu bir gerçek ki, onun dostu Allah’tır, Cebrail’dir, Salih müminlerdir. Bundan başka melekler de onun yardımcısıdır.” 
 
 
Bütün İnsanlığa Gönderilen Peygamber
 
 
Yüce Allah(cc) bütün Peygamberleri sadece kendi toplumlarına, kavimlerine göndermiştir, Peygamber (sav) ise bütün insanlara (âlemlere) gönderilmiştir. Bu hususta Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyruluyor: 
 
“Şöyle de: “Ey insanlar! Elbette ben, göklerin ve yerin sahibi olan, kendisinden başka ilah bulunmayan, dirilten ve öldüren Allah’ın hepinize birden gönderdiği elçisiyim.” 
 
Müjdeci bir Peygamber: “Biz seni bütün insanlara bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.” 
 
 
O’NA KARŞI GÖREVLERİMİZ
 
 
 
Peygamber’e İtaat: 
Allah'ın Rasulü, bir taraftan Kur'an'ı tebliğ etmiş, bir taraftan onu açıklamış ve uygulamaya koymuştur.  Bu açıdan,  Hz. Peygamber'in ve dolayısıyla sünnetin dinde önemli bir yeri vardır. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de bu hususta şöyle buyurmaktadır: De ki, siz gerçekten Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok esirgeyici ve bağışlayıcıdır. De ki, Allah'a ve Peygamber'e itaat edin! Eğer aksine giderlerse, şüphe yok ki Allah kâfirleri sevmez. “Peygamber size neyi getirmiş ve emretmişse, onu alın (yapın); neyi yasaklamış ise, ondan sakının”   “Kim Peygambere itâat ederse, gerçekte Allah'a itaat etmiştir.”
 
 
İtaat Edene Mükafat; İsyan Edene Ceza Olduğunu Bilmeliyiz
 
 
İşte bütün bu hükümler, Allah'ın koyduğu hükümler ve çizdiği sınırlardır. Kim Allah'a ve Peygamberine itâat ederse Allah onu altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. Onlar, orada ebedî olarak kalacaklardır. İşte büyük kurtuluş budur.  Kim de Allah'a ve Peygamberine isyan eder ve Allah'ın koyduğu sınırları aşarsa Allah onu da ebedî kalacağı cehennem ateşine koyar. Onun için alçaltıcı bir azab vardır”.
 
 
Kur’an’ı O’ndan Öğrenmeliyiz
 
 
Biz o peygamberleri mucizelerle ve kitaplarla gönderdik. Ey Peygamberim! Sana da Kur'ân'ı indirdik ki, insanlara vahyedileni
açıklayasın. belki onlar da düşünürler.  Muhtelif gerekçelerle sünneti reddedip İslâm'ın sadece Kur'an'la anlaşılması gerektiğini savunanların iddiası, dün olduğu gibi bugün de önyargılı ve gayr-i samimi bir anlayışın ürünü olmaktan öteye geçmez.  Şurası muhakkak ki, bir müslüman için, dini ve dünyevi ayrım gözetmeksizin, Hz. Peygamber'in örnekliği kaçınılmazdır. Dini yorumlamada kendisinde gördüğü yetkiyi Peygambere çok gören,  kendilerini dinin peygamberinin yerine koymaya çalışan şarlatanlara aldanmadan O’nun sünnetinden vahyi anlamalı ve uygulamalıyız. Zira Vahyi en güzel hiç şüphesiz ki O anlar ve  açıklar.
 
 
Müslümanların İçin Güzel Bir Örnektir
 
 
Andolsun, Allah’ın Rasulünde sizin için, Allah’a ve ahret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır. 
 
 
Müslümanlar olarak O’na Yardım Etmeliyiz
 
 
Hz. Peygamber dönemindeki Müslümanlar O’nun yanında olarak, beraber mücadele ederek O’na yardım etmişlerdi. O’nun vefatından sonra gelen Müslümanlar ise O’nun getirdiği ilahi ilkelere sahip çıkmalı, yaşamalı ve diğer nesillere aktarmalıdır. Bu şekilde O’na yardım etmiş olurlar.
Bu konuda Yüce Allah cc şöyle buyuruyor: “Muhakkak ki Allah ve melekleri, Nebi'ye (Peygamber'e) salat (yardım ederler) ederler. Ey iman edenler siz (de) O'na salat (yardım) edin! ve (O'na) teslim olarak salat edin!” 
 
 
O’nun Sünnetine Aykırı Davranmamalıyız
 
 
“Ey iman edenler Allah'ın ve O'nun Resul'ünün önüne geçmeyin. Ve Allah'a karşı takva sahibi olun. Muhakkak ki Allah; en iyi işiten, en iyi bilendir. Ey iman edenler Seslerinizi peygamber'in sesi'nden fazla yükseltmeyin. Ve o'na sözü, birbirinize bağırdığınız gibi bağırarak söylemeyin. Siz farkında olmadan amelleriniz heba olur”. O’nun dine ve hayata dair söylediği şeylere “rağmen” davranmayın. Onun sözünün önüne söz söylemeyin. O’nun sözlerini ikinci plana itmeyin. Davranışlarınızı O belirlesin. O’nun ismini söylerken bile dikkat edin. Yoksa amellerinizin boşa gitme tehlikesi ile karşı karşıya kalırsınız. 
 
 
O'NU ÖRNEK ALMAK DEMEK ?
 
 
 
             Peygamber (sav) Efendimiz bir gün minbere çıktı ve ashabına yüksek sesle şöyle hitap etti: “Ey İman ettiğini söyleyen, fakat iman henüz kalbine girmeyen kimseler! Müslümanları çekiştirmeyiniz. Onların ayıplarını araştırmayınız! Kim Müslümanların ayıplarını araştırırsa, Allah da onun ayıbını araştırır. Yüce Allah birinin ayıbını araştırırsa, onun suçunu ortaya çıkarır ve evinde bile olsa onu aleme rezil eder.” “Hiçbiriniz, kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için de istemedikçe, iman etmiş olamaz.” 
 
 
  O ki, bir Yahudi gencinin hastalandığını duyduğunda ziyaretine giden, başucunda oturan, İslâm’a davet eden, yanında duran babasının da onay verdiği bir atmosferde gencin şehadet kelimelerini söyledikten sonra vefat etmesi üzerine de, “Onu benim vesilemle ateşten kurtaran Allah’a hamdolsun” diyendi.
 
 
Güvenilir bir Peygamberdi:  Emanetlerini O'na veriyorlar, “O’na el-Emin” diyorlardı. 
Sefa tepesinde müşriklere Size bir düşman saldıracak desem bana inanır mısınız? Dediğinde müşrikler hep bir ağızdan evet inanırız dediler. O’nun ümmeti olarak bize komşularımız inanıp güvenebiliyor mu?
Affediciydi: Mekke’nin fethinde Mekkelileri toptan affetmişti. O’nun ümmeti olarak bize karşı hata yapanları affedebiliyor muyuz?
Merhametliydi: Taif ve Uhudda ağır tahriklere rağmen  beddua etmemiştir. Ben lanetleyici olarak gönderilmedim; insanları hak yoluna ve Allah'ın rahmetine çağırmak için gönderildim. Ya Rabbi! Kavmime hidayet et; Çünkü onlar bilmiyorlar. Diyordu. O’nun ümmeti olarak bizler bu merhamet örneklerinin neresindeyiz. 
 
 
Hoşgörülü idi: Mescide bevl eden gence gösterdiği hoşgörünün neresindeyiz. Kendisine gelip zinaya müsaade isteyen gence annesini, kız kardeşini hatırlatarak onu bu gayri ahlaki davranıştan uzaklaştıran hoşgörüsü karşısında O’nun ümmeti olarak ahlaksızlık bataklığına düşmüş gençler için ne yapıyoruz?
Sözünde dururdu: Hayatının hiçbir döneminde verdiği sözden caymayan, sözünün gereğini yerine getiren bir Peygamberin ümmeti olarak sözlerimizi ne kadar yerine getirdiğimizi hiç sorguladık mı?
Cömertti: Ölüm hastalığında bile yanında bulunan üç dinarı dağıtan bir peygamberin ümmeti olarak ülkemizde insanlar kan ağlarken, terör belasından evleri yıkılmış, başlarını sokacak bir çatıları, akşama yiyecek yemekleri olmayan insanlar varken; Suriye de, Halep’te çocukların başlarına bomba yağarken, masum bedenler kıyıya vururken kenara koyduğumuz dolar ve euro ları TL ye çevirerek mi O’nun ümmeti olmamızın hakkını veriyoruz.
 
 
Alçakgönüllü idi: Ben kral değilim kurutulmuş et yiyen bir kadının oğluyum. Tevazusunu gösteren kainatın efendisinin izinden giderken bu ilkelerin neresindeyiz.
Çalışkandı: "İki günü birbirine eşit olan zarardadır". Buyuran Peygamberimizin ümmeti olarak dinimiz, milletimiz ve İslam alemi için neler yapıyoruz. Dinimize ve Müslüman coğrafyaya saldıran, fitne tohumları eken günümüzün ebu lehep ve ebu cehillerine karşı elimizle, dilimizle neler yapıyoruz. En azından buğz edebiliyormuyuz.
Adaletli idi: "İnsanlar, tarak dişleri gibi, hukuk bakımından eşittirler" buyururken biz üstünlüğü "Takva"dan başka nerede arıyoruz. "O, Kızım Fatıma dahi suç işlese cezasını veririm" buyururken O'nun ümmeti olan bizler hangi tabiiyyet ve taasupla hareket ediyoruz.
Vefakar idi: O, cennele müjdelenmesine rağmen geceler boyu ayakta durup ibadet ederken O'nun ümmeti olan bizlerin beş vakit namazla aramız nasıl. Habeşistandan gelen elçilere  Habeşistana hicret etmiş olan ashabıma yer göstermişler ve ikram etmişlerdi. Diyerek kendi elleriyle ikram ederken bizler aile dostlarımıza hizmet edebiliyor muyuz? 
Tevazu sahibi idi: O bir meclise girince, nerede boş yer bulursa orada oturmak isterken biz kaç kişiye rahatsızlık veriyoruz.
 
 
MUHABBET TEZAHÜRLERİ
 
 
Hz. Sevbân, Resûlullahtan ayrı kalmaya hiçbir zaman dayanamayan bir Peygamber âşığıydı. Çeşitli hizmetler dolayısıyla ba’zan Resûlullahtan ayrı kaldığı olurdu. Bir gün perişan bir hâlde Resûl-i ekremin huzuruna geldi. Rengi uçmuş, vücudu zayıflamış, simâsında hüzün ve keder belirtileri noktalanmıştı. Onu bu vaziyette gören Peygamberimiz, hâlini sordu: 
- Neyin var, hasta mısın, ey Sevbân?   Hiçbir şeyim yoktur
Hz. Sevbân derdini şöyle anlattı: 
 
 
- Ne hastalığım, ne de ağrım var. Hiçbir şeyim yoktur, yâ Resûlallah! Biz huzuruna gelip, yanında oturuyor, sohbetinde bulunuyoruz. Ancak sizi görmediğim zamanlar muhabbetim artıyor, sana kavuşuncaya kadar kederden bunalıyorum. yâ Resûlallah ben senden üç gün ayrı kalamıyorum. 
 
 
Ahireti hatırlıyorum ve orada sizi görememekten korkuyorum. Cennete girsem bile senin derecenden aşağı makâmlarda bulunacağımdan dolayı, sizi orada görememekten endişe ediyorum. 
 
 
Hazret-i Peygamber s.a.s. Sevbân ile birlikte kıyamete kadar gelecek olan ümmetin muhabbet ve aşk kâfilesinin yanık gönüllerine sürûr dolu bir müjde sadedinde şöyle buyurmuşlardır:
“Kişi sevdiği ile beraberdir...”
 
 
Tabiî ki, samîmî muhabbet, itâat ve teslîmiyyet şartı ile.
Bunun üzerine Nisâ sûresinin 69-70. âyet-i kerîmeleri nâzil oldu. Bunlarda meâlen buyuruldu ki:  (Allahü teâlâ ve Peygamberlere itâat edenler, işte bunlar, Allahü Teâlânın kendilerine ni’met verdiği Peygamberlerle, sıddîklarla, şehîdlerle ve iyi kimselerle beraberdir. Bunlarsa ne güzel birer arkadaştır!  Bu âyetleri duyan Hz. Sevbân sevincinden uçacak gibi oldu.
 
 
 
HİCAZ DEMİRYOLU HATTI
 
 
          Dünyâ müslümanlarının Harameyn’e kolayca gidip gelmelerini te’mîn için Hicaz Demiryolu Hattı’nı inşâ ettiren II. Abdülhamid Han, bu demiryolunun sünnet-i seniyyeye uygun olması için Hazret-i Peygamber’in seyahatlerinde dinlendiği noktalara  istasyon yapılmasını emretmiş, böylece demiryollarını bile bir muhabbet akışı içinde Medîne’ye ulaştırmıştır. 
 
 
HZ.PEYGAMBER SEVGİSİNİN ALAMETLERİ
 
 
Hz. Peygamber (sas)’i gerçekten seven bir müminde bulunması gereken bazı vasıflar vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz: 
 
 
1. Hz. Peygamber (sav)’in sünnetine uymak: Zira Allah’ın rızası ve sevgisi Hz. Peygamber (sas)’in sünnetine uymakla elde edilebilir. 
2. Hz. Peygamber (sas)’in hükmüne razı olmak: Bu konuyla ilgili Ayet-i Kerimelerde  Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Hayır; Rabbine andolsun ki aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıp, sonra da verdiğin hükme karşı, içlerinde hiç bir sıkıntı duymaksızın (onu) tam manasıyla kabullenmedikçe iman etmiş olamazlar.”  “Mümin bir erkek ve kadın için, Allah ve Resulü bir işe hüküm verdiği zaman, artık onlar için hiç bir tercih hakkı yoktur...”
3. İnsanlar arasında İslam’ı yaymak ve şirkle mücadele etmek:
4. İyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak: 
 “Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten sakındırır ve Allah’a iman edersiniz...”
5. Güzel ahlak Sahibi Olmak: Çünkü Sevgili Peygamberimiz; “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” Buyurmaktadır.
6. Hz. Peygamber (sas)’e O’nun getirdiklerine saygı ve hürmet göstermek. 
7. Hz. Peygamber (sas)’e daima salat ve selamda bulunmak. 
 
Etiketler: ÇAĞIMIZIN, EBU, LEHEPLERİNE, KARŞI, , PEYGAMBER, AHLAKINI, KUŞANMAK,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
BİZİM GAZETE
Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
GALATASARAY A.Ş.
26
27
2
2
8
12
2
MEDİPOL BAŞAKŞEHİR FK
26
23
2
2
8
12
3
BEŞİKTAŞ A.Ş.
22
19
2
4
6
12
4
KAYSERİSPOR
22
19
2
4
6
12
5
FENERBAHÇE A.Ş.
20
25
2
5
5
12
6
DEMİR GRUP SİVASSPOR
19
18
5
1
6
12
7
BURSASPOR
18
22
4
3
5
12
8
GÖZTEPE A.Ş.
18
22
4
3
5
12
9
TELESET MOBİLYA AKHİSARSPOR
18
18
4
3
5
12
10
AYTEMİZ ALANYASPOR
17
25
5
2
5
12
11
TRABZONSPOR A.Ş.
16
23
4
4
4
12
12
KASIMPAŞA A.Ş.
15
20
5
3
4
12
13
EVKUR YENİ MALATYASPOR
14
16
6
2
4
12
14
ANTALYASPOR A.Ş.
13
14
5
4
3
12
15
ATİKER KONYASPOR
11
12
7
2
3
12
16
OSMANLISPOR FUTBOL KULÜBÜ
8
17
8
2
2
12
17
GENÇLERBİRLİĞİ
8
14
8
2
2
12
18
KARDEMİR KARABÜKSPOR
8
12
8
2
2
12
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı