Yazı Detayı
28 Şubat 2017 - Salı 12:58
 
BU MİLLET, DEĞERLERİYLE KUTSALDIR
Gider'in Gündemi
bayburtsila@gmail.com
 
 

Müslüman Türk Milleti olarak, yine sandık başına gidip bir oy daha vermenin öncesindeyiz..

 

Nisan (2017) ayı içerisinde öyle bir oylama süreci yaşanacak ki, belki de yüzyıllarca bu oylamanın değeri - önemi hiç yitirilmeyecek; dillerden de düşürülmeyecek; ayrıca, “Evet – Hayır” olarak belirlenen bu oylamada hiçbir parti bulunmayacağı için, umulur ki herkes içinden gelen doğru sese kulak verecektir..

 

Büyük bir sistem değişikliği olarak değerlendirilen bu oylamanın getirdiği yenilikler İnşallah Ülkemiz Türkiye’nin kalkınmasında, bütün dostlukların daha da kuvvetlenmesinde, bölgemizde olsun, bütün yeryüzünde olsun saygınlığımızın artmasında önemli bir neden oluşturacaktır.

 

İnanıyorum ki, bu oylamada ister “Evet”, ister “Hayır” çoğunlukta olsun, Ülkemizin geleceği açısından “Evet” bir can kanı olacağı için yüzyıllarca toplumun belleğinden hiç silinmeyecektir. Bu oylama, kendisinden yüz yıllarca söz ettirecektir.

 

Bu kere, Milletçe yapılacak olan bu oylamayla yönetimdeki iki başlılık ortadan kalkmasıyla birlikte, önceki oylamalardan daha değişik içerikte bir değerler topluluğunun gündemde tutulmasına neden oluşturacaktır.

 

Burada önemli gördüğüm bir konuya da yer verelim istiyorum, bu konu “Millet” sözcüğü konusudur. “Millet” sözcüğünün anlamı nedir; neden çok büyük değer taşımaktadır bu sözcük?.. Dilerseniz bu sözcük üzerinde durarak Türkiye’mizin en önemli gündemiyle ilgili bağını görmüş olalım..

 

Sanırım daha önce de bu konuda kısaca açıklamalarda bulunmuştum. Evet, “Millet” sözcüğünün anlamı için sözlüklere baktığımızda görüyoruz ki, tamı tamamına bir birlikteliği olmayan anlatımlar yer almaktadır. “Kadın Milleti”, “Kunduracı Milleti” “Türk Milleti”, “Rus Milleti” gibi..

 

“Millet” sözcüğüyle ilgili olarak ilkokullarda, daha çocukluk dönemimizden başlayan anlatımlarda genel olarak şöyle bir yanlışla kafalarımız doldurulmuştu: “Millet: Ulus. Aynı toprak üzerinde yaşayan, dili bir, “tarih”i bir, ülküsü bir, duyguları, dilekleri bir, gelenekleri – görenekleri bir olan topluluklara denir..”.

 

Peki bu, ya da buna benzer anlatımlar “Millet” sözcüğünün gerçek anlamını ortaya koyabiliyor muydu?.. Bu konu yıllardır kafama takılmış olduğundan, her keresinde genel olarak ilkokullarda yapılan anlatımların yetersizliği üzerinde durup, yeni - doğru bir açıklamanın peşinde araştırmalarımı sürdürüp durdum..
“Millet” sözcüğü üzerinde en doğru açıklamaya Osmanlı Türkçesi ders kitaplarında karşılaştım. Osmanlıca belgitlerde “Millet: Aynı dinden olan güruh..” gibi anlatımlarla bu gerçek öz olarak ortaya konulmaktadır; “İslam Milleti, İsevi Milleti, Musevi Milleti” gibi.

 

Önceki yazılarımda olsun, gelecek yazılarımda olsun aralıklarla “Millet” sözcüğüne yer verdiğimde, bu sözcüğün baş harfinin büyük yazılmış olduğunu görmüşseniz, ya da görürseniz, bunun böyle olmasının gerçek amacının “Millet” sözcüğünün gerçek anlamından kaynaklandığını bilmenizi isterim.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ın “Tek Millet” sözünde yatan iki önemli anlamın içerisinde – açık açık değerini bulmaktadır. Bu anlatımdan birincisi, ‘Bu Ülkede yaşayan herkesin, bütün toplulukların bu Ülkenin Milleti olarak anılması.. 

 

Ki, hangi inançtan olurlarsa olsunlar, bu Ülkenin gerçek kurucuları olan “Müslüman Türk Milleti”nin güvencesi altında olduklarını; diğeri ise, yine bu Ülkenin gerçek kurucuları durumundaki “Müslümanlar’ın” “Tek Millet”, kutsal değerlerimizin göstergesi olan ay – yıldızlı al bayrağımızın “Tek Bayrak”, bu değerlerin birlikte olduğu her yerin “Tek Vatan” yine bütün bu değerler topluluğunun anlam olarak bağlı bulunduğu “TEK DEVLET!..”. 

 

Sayın Cumhurbaşkanımız ERDOĞAN’ın “Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan, Tek Devlet” derken, sanırım bu anlamlardan başka bir anlamda bu dediklerini dile getirmemektedir; çünkü bu Millet, değerleriyle kutsaldır..
Bu günlerde Ülkemizde gündemden hiç düşmeyen anayasa değişikliğinin üzerinde durmamız gerekmektedir. Niçin bir değişiklik düşünülmüştü anayasanın ilgili maddeleri üzerinde?..

 

Peki bu değiştirilmesi beklenen 18 madde, Ülkemizde bir sistemin mi değişikliğine, yoksa rejimin mi değişikliğine neden oluşturacak durumdadır?.. Daha uzatabileceğimiz çok sayıda soruların varlığı ortada iken, bizim ayrıca bazı soruları gündeme taşımamızın bugün için değeri olamayacağı bir gerçektir.
İnanıyorum ki, değiştirilen bu 18 madde köklü bir değişikliğin en önemli bir başlangıcı olacaktır!.. Türkiye, Anayasadaki söz konusu 18 madde üzerinde yapılan değişiklikler, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde madde madde tartışılıp kabul edilmiş olmasıyla, Nisan 2017 ayında halk oylamasına gidilecektir. 

 

Bilindiği gibi, anayasada değiştirilen 18 madde ile yürürlükte bulunan “Parlamenter Sistemi” kaldırılıp, yerine “Başkanlık – Cumhurbaşkanlık Sistemi”nin getirilmesi amaçlanmaktadır. En önemlisi, “Başbakanlık Makamı” ortadan kaldırılıp, TBMM’ndeki 550 olan Milletvekili sayısını 600’e çıkartmak amaçlanmaktadır. Ayrıca Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK)’nun yapısında önemli değişiklikler yapılmasının yanı sıra seçme – seçilme yaşlarının düzenlenmesini de içermektedir.
20 Ocak (2017) Cuma günü “beşte üç oy sayısı 330”u aşarak 339 oy toplayan “anayasa değişikliği teklifi” Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçerek “referandum” kararı verildi. Şimdi onay için Cumhurbaşkanlığı’na gönderilen bu değişikliklerin onaylanmasının ardından 9 Nisan (2017), ya da 16 Nisan (2017) günü referandum için sandık başına gidilecek..
Bu arada, Alman Başbakanı Merkel Türkiye’de yine bir görüşme anında “varlıkları”nın gereğini yapıyor!.. Ne diyor?.. Konuşurken, “İslamist Terör” kavramını düşürtüyor ağzından.. Neden?.. Niçin?.. Hiç düşünmüyor ki, Birleşmiş Milletler’de bile “Dünya Beşten Büyüktür!..” diye söyleyebilen bir lider vardı karşısında!. 

 

Merkel, Sayın Cumhurbaşkanımız ERDOĞAN’dan gereken karşılığı almıştır almasına da, bu konunun gerçek kökenine inmenin gereği ortadadır.. Avrupalı dostlarımız (!) neden böyle yanlışlıklarını hiç çekinmeden sürdürmektedir sizce?..
Neden bütün yıkımlar hep Müslümanlar’ın çevresinde oluşmakta, bütün soykırımlar bu Millet üzerinden gerçekleştirilmektedir?.. 

 

Müslüman Türk Milleti olarak, yüzyıllarca emri altında bulunan bütün azınlıklara adaletle yaklaşıp, onları koruduğu içindir ki, bugün birçok dil, bir çok inanç türü yok olmaktan kurtulmuş, günümüze kadar gelmiş bulunmaktadır.
Evet, bir deyim vardır dilimizde, “Bizans Oyunları” diye.. Hiç düşündünüz mü bu deyimin nereden kaynaklandığını?..
Anadolu’yu yurt tutan Müslüman Türk topluluklarını karşı karşıya getirebilmek için, onları birbirlerine düşman yapabilmek için ellerinden gelen her türlü dalavereyi yapmış, yalanlarla, tezgahlanan oyunlarla bu Milletin içerisine “fitne – fesat” tohumları ekerek, Müslüman Türk Milleti’ni geldikleri yere döndürebilmenin, ya da yok edebilmenin yollarını arayıp durmuşlar, bunun için de her türlü düşmanlıklarını göstermekten geri durmamışlardır.

 

Bizans’la ne ilişkisi var diyeceksiniz bu konunun? Evet doğru, görünen o ki hiçbir ilişkisi yoktur bizim gündemimizdeki konuyla.. 

 

Peki daha niçin “Bizans Oyunları”nı dile getirdim biliyor musunuz?.. Haçlıların Anadolu’ya geldikleri dönemlere bir bakın, iyi araştırın, Müslümanlar’a olan düşmanlıklarının yeni olmadığını oradan görebilirsiniz.. İşkencelerle öldürdükleri Müslümanlar’ın etlerini bile yemeyi “mübah” saymış bir “İsevi Milleti” değil miydi bunlar!..
O gün bu kadar gaddar, bu kadar acımasız olan bu milletin torunları değil midir bu günkü Avrupalılar – Amerikalılar; kısacası Hıristiyan dünyası..

 

Beş para etmeyen bir kişi düşünün, eğer Müslüman düşmanlığını ortadan söyleyip çığırtkanlık yapıyorsa, onun kaç para olduğu bile önem taşımaz, altından – elmastan daha değerlidir “Hıristiyan Dünyası”nda.. 
Bakın şu dünyanın gidişatına, ne kadar kötülükler varsa, kaynağında ABD’nin, ya da diğer Hıristiyan ülkelerinin parmaklarının var olduğunu görürsünüz.. Ara sıra birbirleriyle karşı karşıya gelseler bile, ara sıra düşmanmış gibi görünseler bile, bakarsınız ki ortak düşmanları olan bir Müslüman topluluğunun soykırımı için atılacak ön adımlarda bir araya gelip birlikte taraf olabilmekte, “Haç”ın çevresinde gerek gördükleri her türlü kötülüğü birlikte yapabilmekteler..
Şu anda şurada – burada (Hıristiyan ülkelerde) bulunan Müslümanlar aşağılanmakta, İslam düşmanlığı söylemleri açıktan açığa yöneticilerince bile dile getirilmekte, ne yazık ki karşılarında Sayın Cumhurbaşkanımız ERDOĞAN’ın dışında hiçbir Müslüman ülkenin yetkilileri bir söz bile söylememektedir..

 

A.B.D. yeni başkanı, yedi Müslüman ülkenin vatandaşlarına yasaklar koymakta, İslam düşmanlığı içeren sözleri açık açık söyleyebilmekte, Türkiye’nin attığı adımlar karşısında (Müttefiklerimiz olsalar bile) her türlü düşmanlığı (Teröristlere her türlü yardımda bulunarak) göstermektedir.

 

Evet yine konumuza dönecek olursak, ister Müslüman, ister Gayri Müslim olsun, dünya da ne kadar “mazlum” topluluk varsa, hiçbir ayrıcalık yapmadan onlara kol kanat geren Türkiye’nin bu davranışları birilerince iyi karşılanmamaktadır.
Türkiye ne yapıyor, bir taraftan geri kalmışlıktan kurtulabilmek için elinden geleni yapmaktan geri durmuyor.. Bir taraftan da yollar – tüneller yapıp, denizin üzerinden – altından kıtaları birleştirip, öte yandan Avrupa’nın geleceğine olumsuz etki yapacak birçok yatırımları yapmaktan geri durmuyor..

 

Milyonlarca Suriyeli’yi, Afganlı’yı, Iraklı’yı, … topraklarımızda baktıkça (Onların dualarından olacak) sürekli ileri adımlar atarak Osmanlı’nın yükseliş dönemlerine benzer atılımlarını sürdürmekte olan Türkiye, bir taraftan da “teknoloji”sini geliştirmekte, topunu – tüfeğini, savaş uçağını, helikopterini – füzesini, gemisini, her türlü gerekli olan ne varsa onu yapmaktan geri durmuyor.
Peki siz bir düşünün, hiçbir ülkeye el açmayan bir Türkiye’nin yönetiminin bu kere daha kuvvetli iş yapar, kimsenin oyunbozanlığına açık kapı bırakmayan, vatandaşın doğrudan doğruya seçeceği “Başkanlık”la ilgili bu Türk tipi yapılanmayı Hıristiyan dünyası içine sindirebilir mi?..
Kimseden emir almayan, emir verebilen bir Türkiye istiyorsak, Ki bende bir taraf olarak açıkça diyorum, hepimizin oyu “EVET”te birleşmeli, birilerine inat en az yüzde altmışlarda “EVET” oyu ile Anayasanın 18 yeni maddede birleşen bu güzel düşüncelerimizin gereği yerine getirilmelidir.
Bu Millet, gelecekte Nisan (2017) ayında “EVET” oylarıyla İnşallah bütün mazlumların dualarıyla yeni bir başlangıca “BİSMİLLAH” diyecektir. Allah’a emanet olun Saygıdeğer okuyucularım.

 
Etiketler: BU, MİLLET,, DEĞERLERİYLE, KUTSALDIR,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
BİZİM GAZETE
Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
26
27
2
2
8
12
2
Medipol Başakşehir
26
23
2
2
8
12
3
Beşiktaş
22
19
2
4
6
12
4
Kayserispor
22
19
2
4
6
12
5
Fenerbahçe
20
25
2
5
5
12
6
Sivasspor
19
18
5
1
6
12
7
Bursaspor
18
22
4
3
5
12
8
Göztepe
18
22
4
3
5
12
9
Akhisarspor
18
18
4
3
5
12
10
Alanyaspor
17
25
5
2
5
12
11
Trabzonspor
16
23
4
4
4
12
12
Kasımpaşa
15
20
5
3
4
12
13
Yeni Malatyaspor
14
16
6
2
4
12
14
Antalyaspor
13
14
5
4
3
12
15
Atiker Konyaspor
11
12
7
2
3
12
16
Osmanlıspor FK
8
17
8
2
2
12
17
Gençlerbirliği
8
14
8
2
2
12
18
Kardemir Karabükspor
8
12
8
2
2
12
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı