Yazı Detayı
22 Ekim 2016 - Cumartesi 14:08
 
BİR AĞAÇ - BİR ORMAN..
Gider'in Gündemi
bayburtsila@gmail.com
 
 


Bu memlekette, Gazi Bayburt’ta, yıllar önce çok değerli bir topluluk, çok temiz bir çevremiz vardı. Öyle bir çevreydi ki bu güzelliği dile getirmek o kadar da kolay değil..

 

Bütün bu değerli çevremizde her tür bilgiyle donatılmış büyüklerimiz, yaşıtlarımız, küçüklerimiz vardı. Onların tamamı birer yıldızlar gibi hep ışık salardı çevrelerine. İşte biz böyle bir çevreden su içerek bilgilerimizi temizler olduk.
Aramızdan ayrılmış bulunan öyle değerli büyüklerimiz vardıki, onların havaları bile bizleri onurlandırıp, bizleri doğamıza, geçmişimize, en önemlisi öz değerlerimize bağlıyordu; Hacı Şaban Efendi Hazretleri, Kıvırzıvır Mehmed Efendi Hazretleri gibi..
Türk aşık geleneğinin bitirilmemesi adına halkaya giren, meddah geleneğini Bayburt’ta unutturmayan, araştırmalarıyla, anlamlı anlatımlarıyla kendisinden söz ettiren Aşık Şaşkuni, yerel radyodan sürekli Türk şiirinin güzelliğini sergileyen Ahmet IŞIK abi gibileri vardı.

 

Bayburt’un yıllarca görünmeyen temsilciliğini, Bayburt’a gelen bütün yetkililerin Bayburt’la ilgili ilk düşüncelerini kazandıran, bir bakıma Bayburt’un gönüllü tanıtıcılığını yapan Gazeteci Osman OKUTMUŞ, arkadaşlarıyla birlikte yitirilmiş bir dörtlük için sınırlar aşarak yaşantısı boyunca hep araştırmalarını sürdürüp, topluma yararlı olmayı sürdüren Kuçuk Cemal Emi, Edebiyatıyla Mahmut KIRTAN kardeşimiz bunlardan sadece bir kaçıydı.. 

 

Burada adlarını verdiğim bu kişiler sadece bir anda söyleyebildiklerimizdir. İnanmazsınız bazıları ise, görüntüde gereksiz birer toz bulutu gibiydiler. Kendilerine biraz yaklaşıldığında, kendisiyle konuşulmaya başlanıldığında görüntünün değil, kişinin iç yapısının ne kadar önemli olduğu ortaya çıkardı. Şu anda çevremiz (yaşımız nedeniyle olsa gerek) daralmaya başladı. İyi ki kitaplarımız var!.. 
Şu an burada sadece bir kişiden söz ederek geçmişten geleceğimize bir iz oluşsun istiyorum. Kuçuk Cemal Emi’den söz etmek istiyorum.. Kendisiyle belki çok geç tanışmış olsam da dopdolu günleri birlikte geçirmiştik..

 

Çamlıkoz köyünden olan Cemal Emi, oldukça espirili, bildiği gerçekleri söylemekten hiçbir an çekinmeyen – korkmayan bir kişiydi. O’nunla ilgili söylenecek çok söz var ancak, burada onunla ilgili küçük bir anıma yer vermek istiyorum.
Cemal Emi ile ara sıra Bayburt’un güney tarafındaki dağlık – ormanlık bölgesinde, daha başka yönlerde de birlikte gezer, oralardaki güzellikleri birlikte gözlemler, birlikte ekmeğimizi yer, bazı göze başlarında suyumuzu içer, yine bazı özel güzellikleri de birlikte yaşardık.

 

Yine bir gün Cemal Emi’nin cebinden çıkardığı elma çekirdeklerini, başka bazı çekirdekleri toprağa gömdüğünü görünce, kendisine sordum; Hayır ola delikanlı ne yapıyorsun böyle?.. diye.. “.. Ben yediğim meyvelerin çekirdeklerini atmam, onları saklar, dağa çıktığımda da bunları toprağa gömerim.. Veysel, şu gördüğün fidanlar var ya, onları görünce hiç yorgunluğum kalmıyor..”

 

İç cebinde bulundurduğu katlamalı bıçkıyı (destereyi) çıkartır, özellikle kendisinin dikmiş olduğu ağaçların, ormanda kendiliğinden büyümüş ağaçların bazı dallarını keserek budama yaparken görürdüm.. Ara sıra da evlerine gittiğimizde elde yapılmış bazı reçelleri sofraya getirterek, görüşlerimi sorardı; lezzetine doyum olmayan bu reçellerin ana kaynağının ormandan toplamış olduğu yabani meyvelerden yaptırdığını da övünerek söylerdi…

 

Cumhuriyet Caddesi’nde olsun, Bayburt’un birçok yerinde olsun çok sayıda At Kestanesi ağacı bulunmaktaydı önceleri.. Şimdi Cumhuriyet Caddesi üzerindeki at kestaneleri tamamen kesilmiş bulunmaktadır. Niçin kesildiğini Sayın Belediye Başkanımız daha önce anlattığı için o konuya girmek istemiyorum.

 

Eskiden, at kestanesinin hasat döneminde, kestanelerin Bayburt İl Orman Müdürlüğü’nce toplatıldığını görünce, konu üzerinde birazcık olsun kafamı yormuştum. Araştırmalarımdan gördüm ki, sadece olgun bir kestane ağacından toplanan kestanelerin tohum olarak değerlendirilmesi durumunda, bir yıl içerisinde koskoca bir ormanın alt yapısı oluşturulabilirdi!..
Yine görüyoruz ki, Bursa İli’ndeki ormanlardan toplanan tonlarca at kestanesi büyük bir gelir kapısı olarak köylülerin ceplerine gelir olarak geri dönmektedir. Çok ilginç tarafı ise, at kestanesinin yenilen kestaneden çok daha pahalı satılmış olması durumudur. Bu meyveden hem ilaç, hem de boya sanayiinde yararlanıldığı ise önemli bir gerçek. 

 

Bayburt, ağacı az olan bir il; bu ağaçları çoğaltıp, "BİR AĞAÇ – BİR ORMAN" düşüncesiyle böyle bir çalışmayı başlatabiliriz diye düşünüyorum.

 

BAYBURT’TA HER DÖNEM, BİR ÖNCEKİ DÖNEMDEN KALAN AĞAÇLARI KESMEKLE BAŞLANMAKTA, ONLARIN ORTAYA KOYDUKLARINI DA, PEŞİNDEN GELEN DÖNEM YOK ETMEKTEDİR.. BU DURUM DAHA NE KADAR SÜRECEK BİLEMİYORUM.

 

ŞEHİR İÇERİSİNDE BULUNAN BÜTÜN AĞAÇLAR BELGELENDİRİLİP, KORUMA ALTINA ALINMALIDIR.. YASAL YÖNÜNÜ BİLMEM, ANCAK BİLDİĞİM BİR GERÇEK ŞU Kİ, “ORMAN AĞACI” OLARAK TANIMLANAN AĞAÇLARIN KESİLMELERİ YASALARLA ÖNLENMİŞ GÖRÜLMEKTEDİR. BİR ÇAM AĞACININ KESİLMESİYLE, BİR İNSANIN KESİLMESİ AYNI DEĞERLENDİRİLMEKTEDİR YASALARDA..

 

PEKİ, BAYBURT’TA ŞU ANA KADAR KAÇ ÇAM AĞACI, KAÇ (diğer) AĞAÇ KESİLMİŞ BULUNMAKTADIR?..
ANLATIMI OLDUKÇA KOLAY OLMAYAN YASALAR KARŞISINDA BAYBURT’TA KOLAYCA YAPILAN KESİMLERDEN HİÇ KORKULMAMASI YANINDA, BU KONUDA VATANDAŞIN BİLİNÇSİZLİĞİ, ÇEVRE İLE İLGİLİ BİRİMLERİN YOKLUĞU, YA DA DUYARSIZLIĞI DA BÜYÜK ÖNEM TAŞIMAKTADIR. AYRICA, BU BİR UYARIDIR; BİLİNE!..
BİR DOĞA YÜRÜYÜŞÜ

 

19 Ekim (2016) Çarşamba günü. Öğle üzeri bir “Doğa Yürüyüşü” yapmak üzere Şehit Osman Dağı’nın eteklerinde bulunan evimizden yola çıktım.

 

 

Gideceğim yer belli idi. İlk önce karşı tarafımızda bulunan Taşlıdağ’a gidip, burada bazı çalışmalar yapıp, ardından da dereleri geçip, Aslan Dağı tarafındaki ormanlığa ulaşarak buralarda gezip, hem temiz bir hava almak, hem de buradaki çiçek – böcek, kuş – hayvan, ağaç türlerinin yanı sıra doğal güzellikleri, su kaynaklarını yeniden yerinde görmekti düşüncem.

 

Böyle bir gezintide görüntü almadan gezmenin bir eksiklik olacağını düşünerek, gereğini yapıp “sosyal medya”da bu görüntüleri paylaşmayı da kafama koymuştum.

 

 

Bir yere gidildiğinde oraya götürülmesi gerekenleri önceden bir araya getirmenin doğru olacağını düşünerek yanıma bazı şeyleri almak gereğini duydum. Öyle ya, oldukça uzak, dik çıkışlı bir yere gideceğimize göre, sanırım en az akşam ezanına kadar oralarda kalacağıma göre, yanımda biraz ekmek, özel kabında biraz da su götürmem gerekiyordu..

 

Peki yapacağım gezinin birde önemli amacı olmalıydı diye düşündüm; bu geziyi gerçekleştirirken ne yapmam gerekiyordu ayrıca?.. Evet bu soru kafamda dönüp durmuştu. Gideceğim yer ormanlık bir yer olduğuna göre buraya ormanı ilgilendiren bir şeyler götürmek gerekirdi..

 

Bir keser, kendimi koruyabileceğim özel bir alet, kendi bahçemizden köklerinden çıkardığım zambaklar, yine uzamış “Karagat”ların (Frenk üzümlerinin) uzamış kollarını kırıp bir deste yapıp, bellerinden bir iple bağladım. Elimde bulunan (yeni topladığım) “At Kestanesi” diye tanınan kestaneler de vardı; onlarıda ayrı bir torbaya koydum.

 

Büyük bir torbanın içerisine yerleştirdiğim su – ekmeğin yanısıra, zambaklar, at kestaneleriyle keseri bir elimle tutarken, diğer elimle de karagatları tutup yola koyuldum.

 

Tasarladığım doğa yürüyüşüne Kışla Paharı tarafından kestirmeden gitmem daha uygunu olsa da Pönserek Deresi’nin üzerinde yapılan çalışmalar nedeniyle bu durum kolay değildi. Bu özel durumdan ötürü yolu biraz daha uzatmak durumunda kalmıştım. Tuzcuzade Camii’nin yanındaki kestirme yoldan, Akgöz Sokağı’na geçip, buradan yürüyerek yukarı doğru tırmanmaya başladım.

 

Garipler Mezarlığı’nın yanındaki yoldan yukarı çıkmayı sürdürüp, Taşlıdağ’da yeni yapılmış bulunan su deposunu gözüme kestirip, keseden buraya ulaşmak için, uzun bir uğraşıyla Güneş tam tepemde olduğu bu an, iki elimde bulunan ağır bir yükle kolay olmayan bir yürüyüşü sürdürüyordum.

 

Su deposunun üzerine çıkıp, elimdeki ağırlıkları koyabileceğim bir yer aramaya başladım. Oldukça ince bir araştırma yapmam gerekiyordu, öyle de yaptım. İki toplu kuşburnu ağacının orta boşluğunda güzel bir yer vardı; buralarda ayrıca tavşan elmaları da bulunmaktaydı. İlk öncelikle kaba taşlarla bu iki kuşburnu topluluğunun arasına bir duvar yapar gibi onları dizdim.

 

Sıraladığım taşların üst tarafındaki toprağı keserle eşeleyerek bunları alt tarafa doğru yığdım. Yığılan toprağın hemen bitişiğine karagatları yerleştirip, onların üst taraflarını beslemeyi sürdürdüm..

 

Üst tarafta oluşan düzlük yere de elimde bulunan zambaklarla, birkaç at kestanesini gömüp, üzerlerini kapattım. İnşallah 2017 yılının ilk baharında bu dikmiş olduklarımın canlanacağını beklemekten başka bir dileğim yoktu.

 

Bu arada torbaya beş tanede patates koymuştum; onları da etli toprağın içerisine gömdüm. Bunları niçin gömmüştüm, onu bende bilemiyordum.. Sanırım, en azından “Kor Gözsüzler” bu gömdüğüm patatesleri bulur yerler diye düşünüyordum..

 

Epeyi yorulmuştum; biraz su içip yola koyuldum. Sol ileriden dereleri çapraz geçerekten ormana doğru gitmeyi sürdürdüm; sulu olduğunu gördüğüm bazı yerlere de elimde bulunan at kestanelerinden toprağa gömüyordum..

 

Ormanlık yere ulaştığımda sadece bir kuşun uçuştuğunu gördüm; su vardı burada.. Tarım İl Müdürlüğü burada hayvanlar yararlansın diye buralara su yalakları yaptırmış. Burada abdest alıp, ikindi namazını kılıp, çevredeki uygun yerlere birer kestane yerleştirdim.

 

Artık inişe geçmeye başlamıştım… Sol tarafta derinlemesine bir çukurluk, iki tarafında ise sert çıkışlı dağlar.. Çevrede kuşburnu, aluç, bazı meyve türleri, çoğunluğu çamlardan oluşan ağaçlar..

 

Akşam ezanı okunduğunda aşağıya doğru inmeyi sürdürüyordum; karanlık bastığı sıralarda artık önümde ağaçlıkta kalmamıştı.

 

Bir doğa yürüyüşü böylece bitmiş oluyordu. Beton yapıların önlerinde kesilen olgun ağaçların yokluğu anında bu bir anı olarak varlığını sürdürecektir içimizde.. Selamlar – Saygılar Sevgili Okuyucularım..

 
Etiketler: BİR, AĞAÇ, -, BİR, ORMAN..,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
BİZİM GAZETE
Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
26
27
2
2
8
12
2
Medipol Başakşehir
26
23
2
2
8
12
3
Beşiktaş
22
19
2
4
6
12
4
Kayserispor
22
19
2
4
6
12
5
Fenerbahçe
20
25
2
5
5
12
6
Sivasspor
19
18
5
1
6
12
7
Bursaspor
18
22
4
3
5
12
8
Göztepe
18
22
4
3
5
12
9
Akhisarspor
18
18
4
3
5
12
10
Alanyaspor
17
25
5
2
5
12
11
Trabzonspor
16
23
4
4
4
12
12
Kasımpaşa
15
20
5
3
4
12
13
Yeni Malatyaspor
14
16
6
2
4
12
14
Antalyaspor
13
14
5
4
3
12
15
Atiker Konyaspor
11
12
7
2
3
12
16
Osmanlıspor FK
8
17
8
2
2
12
17
Gençlerbirliği
8
14
8
2
2
12
18
Kardemir Karabükspor
8
12
8
2
2
12
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı