Haber Detayı
15 Nisan 2016 - Cuma 14:27
 
BAYBURTLU BİR İLİM ADAMI İSMET MİROĞLU
YAŞAM Haberi


 

Serdar Göktaş 

1944 yılında Bayburt'un Kalecik köyünde doğan İsmet Miroğlu, Anadolu’nun bu mütevazi vilayetinin yetiştirdiği ender şahsiyetlerden biridir. Tarih ilmi alanında yaptığı çalışmalar ve kaleme aldığı eserlerle adı geçen ilme önemli katkılarda bulunan Miroğlu, İlk ve Orta öğretimini Bayburt’ta liseyi Erzincan'da tamamlamıştır. İsmet Miroğlu, 1965 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'ne girmiş ve “Fatih Devrinde Osmanlı-Kırım Münasebetleri” konulu lisans teziyle bu bölümden mezun olmuştur. 1970 yılı Ocak ayında aynı kürsüde asistan olarak göreve başlayan Miroğlu, 1974’de “16. Yüzyılda Bayburd Sancağı” başlıklı teziyle doktor unvanını kazanmıştır. 1978'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi tarafından Fransa'ya gönderilen Miroğlu, bu ülkeden başka Almanya ve Hollanda'da mesleğiyle ilgili araştırmalar yapmış ve 1981 yılında “18. Yüzyılda Kemah Sancağı” başlıklı tezi ile doçent unvanını almıştır. 13 Mayıs 1987 tarihinde Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü vazifesine atanan İsmet Miroğlu, 1989 yılında profesörlüğe yükselmiştir.

 

Yıllarca ihmal edilmiş olan Devlet Arşivlerinin modernleşme çalışmalarını başlatan Prof. Dr. İsmet Miroğlu, 31 Aralık 1990 tarihine kadar bu görevi yürütmüştür. Miroğlu, 1 Ocak 1991’de yeniden üniversitedeki görevine dönmüş ve 24 Temmuz 1991’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Yeniçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanı olmuştur. Üniversitedeki görevinin yanısıra, ilk sayısı 1994 yılının Mart ayında yayınlanan “Tarih ve Medeniyet” dergisini kurmuş ve 23 Ekim 1997 tarihindeki vefatına kadar derginin Genel Yayın Danışmanlığı görevini yürütmüştür.

 

Akademik hayatı boyunca 4 adet kitap, 4 adet çeviri eser, 7 adet Ansiklopedik eser maddesi ve 10 adet makale kaleme alan Prof. Dr. İsmet Miroğlu’nun, gazete ve dergilerde yayınlanan çok sayıda makale ve köşe yazısı da bulunmaktadır.

 

Bayburt'un Demirözü ilçesine bağlı Kalecik[1] köyünde 15 Nisan 1944[2]tarihinde doğan İsmet Miroğlu, Anadolu’nun en eski yerleşim yerlerinden olan bu vilayetin yetiştirdiği ender şahsiyetlerden biridir. Babasının ismi Mehmet, annesinin ise Fatma[3] olan Miroğlu evli ve 4 kız babasıydı[4]. Tarih ilmi alanında yaptığı çalışmalar ve kaleme aldığı eserlerle adı geçen ilme önemli katkılarda bulunan Miroğlu, İlk ve Orta öğretimini Bayburt’ta liseyi Erzincan'da tamamlamıştır. İsmet Miroğlu, 1965 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'ne girmeye hak kazanmıştır. Öğrencilik yıllarında Yeniçağ tarihi derslerine ağırlık vermiş veCavidBaysun, Münir Aktepe, Şehabettin Tekindağ, Cengiz Orhonlu, Bekir Kütükoğlu gibi Yeniçağ Tarihi kürsüsü öğretim üyelerinin derslerine katılmış ve özellikle ikinci sınıftan itibaren Osmanlı Türkçesi derslerindeki başarısıyla hocalarının dikkatini çekmiştir. Miroğlu, son sınıfta Şehabettin Tekindağ danışmanlığında hazırladığı “Osmanlı-Karaman Münasebetleri (Fatih Devrinde)” isimli bitirme teziyle mezun olmuş[5] ve bu tezle Yeniçağ Tarihi alanında uzmanlaşmak istediğinin ilk sinyalini vermiştir.

 

28 Ocak 1970 tarihinden itibaren aynı kürsüde aday asistan olarak akademik hayata atılan ve 21 Ocak 1921’de ise asıl asistan statüsü[6] kazanan Miroğlu,ilk yazı denemelerine,danışma kurulunda kendi hocalarından Münir Aktepe’nin de bulunduğu 1972 yılında basılan Meydan Larousse Ansiklopedisi’nin Türkiye versiyonunun 7. Cildi için, Anadolu Selçuklu Sultanlarından “I-II-III. GıyaseddinKeyhüsrev” ve “I-II. İzzettin Keykavus”u tanıtan maddeleri yazarak başlamıştır[7]. Aynı yıl Ankara Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün bir yayını olan Vakıflar Dergisi’nin 1’den 9’a kadar olan sayılarının içeriğini tanıtmış ve bu eser tanıtım yazısı İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nin Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Dergisi’nin ilk sayısında yer almıştır[8].

 

Miroğlu’nun, “İstanbul Rasathanelerine Ait Belgeler”isimli ilk bilimsel makalesi Tarih Enstitüsü Dergisi’nin 1973 tarihli 3. Sayısında yayımlanmıştır[9]. Bu makalesinde Miroğlu, Osmanlı Padişahı III. Murat devrinde Müneccimbaşı TakıyüddinMehmed Bin Maruf’un çabalarıyla 1575’te gökcisimlerini incelemek amacıyla kurulmuş olan ve 1580 yılında dönemin Şeyhülislamı Ahmet Şemseddin Efendi’nin padişaha “gökleri rasat etmenin uğursuzluk getirdiği ve her nerede bu işe teşebbüs edildi ise o devletin perişan olduğu”na dairsunduğu bir rapor üzerine, bir Hattı Hümayun’layıktırılmış olan[10] İstanbul Rasathanesi hakkında bilgiler vermiş ve bu gözlemeviyle ilgili birkaç yazışma örneğini de makalesine eklemiştir.

 

Başbakanlık Arşivi'nde bulunan Tapu Tahrir Defterlerine ve diğer arşiv belgelerine dayanarak kaleme aldığı “16. Yüzyılda Bayburd Sancağı” başlıklı doktora teziyle 29 Ocak 1974[11]tarihinden itibarendoktor unvanınıkullanmaya hak kazanmıştır. Bu tez, 1975 yılındaAnadolu Yakası Bayburt Kültür ve Yardımlaşma Derneği tarafından 1 numaralı yayın olarak kitap haline getirilmiş[12] ve ayrıca bu kitabın tanıtımı, İstanbul Üniversitesi Tarih Dergisi’nin Mart 1976 tarihli 30. Sayısında İlhan Şahin tarafından yapılmıştır[13]. Yine 1975 yılında 1516-1530 yılları arasında Erzincan şehrinin idari durumu, mahalleleri ve nüfusu, sahip olduğu tarihi eserler, camiler, mescidler, medreseler, zaviyeler, hangahlar ve o dönemde şehrin iktisadi durumunu konu alan “16. Yüzyıl Başlarında Erzincan Şehri (1516-1530)” isimli makalesi Tarih Dergisi’nin birleştirilmiş olan 28 ve 29. Sayılarında yayınlanmıştır[14].

 

Miroğlu, Ocak 1976’da yayınlanan Türk Kültürü Dergisi’nin Batı Trakya Türkleri özel sayısına Batı Trakya’da yaşanan kültürel soykırımı gözler önüne sermek için yazdığı “Batı Trakya’da Türk Eserlerine Yapılan Saldırılar” isimli bir makaleyle katkıda bulunmuştur[15].  Miroğlu’nun 1976 yılında Tarih Dergisi’nde yayınlanan diğer bir makalesi de “Tevarih-i Cedid-i Mirat-ı Cihan Adlı Eserin Müellifine Dair” ismini taşımaktadır. Miroğlu, tapu-tahrir defterleri ve çeşitli yazarların eser hakkında yazdıklarına dayanarak, bu makalesinin konusunu oluşturan eser yazarının, Akkoyunlu Beylerinden Ferruhşad Bey’in torunu Zaim Osman olduğu ve tam bir tarih verememekle birlikte Osman’ın 1500’lü yıllarda Bayburt’ta yaşamış olduğunu belirtmiştir[16].1 Temmuz-31 Ekim 1975 tarihleri arasında kısa dönem askerlik hizmetini yedek subay[17] olarak yapan Miroğlu, 11-15 Ekim 1976 tarihleri arasında Ankara’da düzenlenen 8. Türk Tarih Kongresi’ne, tapu-tahrir defterleri ve diğer arşiv belgelerine dayanarak 1515-1530 yılları arasında Kemah Sancağı’nın durumunu konu alan “XVI. Yüzyılda Kemah Sancağı”[18] isimli bildiriyi sunmuştur.

 

Miroğlu, 1977 yılında Tercüman Gazetesi’nin 1001 Temel Eser dizisinin 104. kitabı olup, Girit Türklerinden Tahmiscizade Mehmet Macid’in Girit’ten Osmanlı gazetelerine gönderdiği mektupları derleyip kitap haline getirdiği “Girit Hatıraları”[19] adlı yazma eseri, İlhan Şahin ile birlikte günümüz Türkçesi’ne çevirmişlerdir. Çevrilen bu eser, 25 mektup ve bir teşekkür telgrafını içermiş olup, bir Osmanlı toprağı olan Girit’te 1907-1911 yılları arasında meydana gelen olaylar hakkında bilgiler vermiştir. 30 Mayıs 1913 Londra ve 10 Ağustos 1913 Bükreş Antlaşmalarıyla Girit adasının Osmanlı Devleti’nin elinden çıkması, yukarıda zikrettiğimiz eserin değerini arttırmaktadır.

 

Haziran 1978’de, o yıllarda üniversitelerde uygulanan “bilgi ve görgü arttırmak üzere yurtdışına gönderilme” programı kapsamında, fakülte kontenjanında sırası geldiği içinİstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi tarafından Fransa'ya gönderilen Miroğlu, bu ülkeden Almanya ve Hollanda'ya geçerek mesleğiyle ilgili araştırmalar yapmıştır. Fakat gerek maddi destek yetersizliğinden ve gerekse bu ülkelerdeki manevi havaya uyum sağlayamamasından dolayı Aralık 1978’de Türkiye’ye geri dönmüş ve doçentlik çalışmalarına hız vermiştir. Bu dönemde bir taraftan Osmanlıca Tarihi Metinleri derslerine girmiş, diğer taraftan da bitirme tezlerine danışmanlık yapmıştır.

 

Miroğlu, Ekim 1979’daOsmanlı tarihinin en buhranlı dönemlerinden 1875-1878 devresindeki genel durumu ve olayları konu alan ve Osmanlı Devlet adamlarından Damat Mahmut Celaleddin Paşa’nın kaleme aldığı “Mirat-ı Hakikat” isimli eserin 1. cildini yine Tercüman Gazetesi’nin 1001 temel eser serisi kapsamında, dört kişilik bir ekiple yayına hazırlamıştır[20].Miroğlu, aynı eserin 2. ve 3. Cildini de ekleyerek tek başına 1983 yılında yayınlamıştır[21].

 

“18.Asırda Kemah Sancağı” başlıklı tezi ile28 Ocak 1981’de doçent unvanınıkullanmaya hak kazanmış ve 10 Nisan 1981’de doçentlik kadrosuna atanmıştır[22]. Bu tez, 1990 yılında “Kemah Sancağı ve Erzincan Kazası (1520-1566)[23]” ismiyle Türk Tarih Kurumu tarafından basılmıştır.

 

Miroğlu, doçent unvanını aldıktan sonra 27 Ekim 1981 tarihinden başlayarak 17 Temmuz 1983 tarihine kadar Türkiye Gazetesi’nin 2. Sayfasında yer alan İrfan Atagün’ün “Tarihten Bir Yaprak” ismiyle okuyucuya sunduğu tarihi hikayeleri1984 yılında aynı isimle[24]bir kitapta toplamıştır. Miroğlu, 18 Temmuz 1983 tarihinden 3 Kasım 1984 tarihine kadar adı geçen gazetenin aynı sayfasında ve yine “Tarihten Bir Yaprak” isimli köşede bu kez kendi imzasıyla tarihi hikayeler kaleme almaya devam etmiştir. Ayrıca 13 Nisan 1996’dan vefatına kadar, Türkiye Gazetesi’nin cumartesi sayılarının “Dış Haber” sayfasında “Gerçeklerin Aynası” isimli köşede birçoğu dönemin siyasi sorunları hakkında olan yazılar yazmıştır.

 

1984 yılında Tarih Dergisi’nin 34. Sayısında “Hindistan Hakkında Yazılmış Küçük Bir Eser” başlıklı bir makalesi yayınlanmıştır. Osmanlı Sultanlarından I. Mahmud döneminde Hindistan’a elçi heyetiyle birlikte gönderilen Yağlıkçı Yusuf Ağa’nın oğluMehmed Emin Efendi’nin dönüşünde kaleme aldığı ve sultana takdim ettiği takrir, bu makalenin konusunu oluşturmuştur[25]. Miroğlu, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün 2. Vakıf Haftası’nı kutlamak amacıyla 3-9 Aralık 1984 tarihleri arasında düzenlediğisempozyuma “Türk İslam Dünyasında Vakıfların Yeri”[26] isimli bildiriyle katkıda bulunmuştur. Bu bildirisinde Miroğlu, Türk İslam Dünyasının en önemli sosyal yardımlaşma ve dayanışma kurumlarından biri olan Vakıfların, Büyük Selçuklu Devleti, Anadolu Selçuklu Devleti, Anadolu Beylikleri ve özellikle Osmanlı Devleti’ndeki tarihi gelişimlerini ve Türk İslam coğrafyasına etkilerini belirtmiştir.

 

13 Mayıs 1987 tarihinde Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü vazifesine atanan Miroğlu’nun, aynı yıl Türk-Arap İlişkileri İncelemeleri Vakfı’nın bir yayını olanStudies on Turkish-ArabRelationsAnnualisimli eserin 2. Cildinde “Reform Activities on theOttomanArchives”[27] başlıklı ilk ve tek İngilizce makalesi yayınlanmıştır. Makalede, Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde 10 Ekim 1984 tarihinde başlamış olan düzenleme çalışmalarının tarihi seyri hakkında bilgi verilmekte vearşivde an itibarıyla uygulanan modernleştirme çabalarından bahsedilmektedir. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nde 16 Mayıs 1989 tarihinde düzenlenen tanıtma toplantısında bir konuşma yapan Miroğlu, toplantının düzenlenme amacının “Devlet Arşivlerinde bir süredir yeni bir yaklaşımla ve gayretle yürütülen çalışmalar sonucunda mevzuat, bina, personel ve teknik alanlarda gerçekleştirilen hususları tanıtmak” olduğunu söylemiştir.  Miroğlu konuşmasında, Başbakanlık Devlet Arşivleri’nin geçirmiş oldukları tarihi süreci ve genel müdürlüğü zamanında yapılan ve yapılmakta olan çalışmalarla ilgili bilgiler vermiştir[28].

 

Yıllarca ihmal edilmiş olan Devlet Arşivlerinin modernleşme çalışmalarını ciddi anlamda başlatan Miroğlu, 28 Ocak 1988tarihinde profesörlüğe yükselmiş ve 27 Ocak 1989’da da profesör kadrosuna atanmıştır[29]. Miroğlu, aynı yılda Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi isimli ansiklopedik eserin Osmanlı Devleti Tarihi’ni içeren10. Cildi için Fetret Devrinden Kanuni’ye Kadar Osmanlı Devleti[30] kısmını kaleme almıştır. 

 

 

Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü görevini 31 Aralık 1990 tarihine kadar yürütenMiroğlu, 1 Ocak 1991’de yeniden üniversitedeki görevine dönmüş ve 24 Temmuz 1991’deİstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Yeniçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanı olmuştur. Miroğlu, yine aynı yıl Türkiye Diyanet Vakfı’nın bir yayını olan İslam Ansiklopedisi’nin 3. Cildi için, 1556-1598 (?) yılları arasında yaşamış ve Osmanlı Coğrafya ve Kozmografya alimi Aşık Mehmed’i[31] tanıtan maddeyi yazmıştır. 1992 yılında adı geçen ansiklopedinin 5. Cildi için, Bayburt maddesini kaleme almıştır[32]. Yine aynı yıl Milli Eğitim Bakanlığı’nın liselerde 1992-1993 öğretim yılından itibaren beş yıl okutulmak üzere hazırlattığı Tarih II isimli ders kitabını, Erdoğan Merçil ve Yusuf Halaçoğlu ile birlikte yayına hazırlayan kurulun içinde yer almıştır[33]. 1993 yılında Türk Tarih Belgeleri Dergisi’nin 19. Sayısında “Akkoyunlu Beylerinden Ferruhşad Bey’in Vakfiyesi”[34] isimli bir makalesi yer almıştır. Bu makalede, Osmanlı Devleti’nde Yavuz Sultan Selim zamanında Çaldıran Seferi sırasında göstermiş olduğu yararlılıklardan dolayı sultan tarafından kendisine Bayburt ve Erzincan çevresinde geniş topraklar verilen Ferruhşad Bey’in Vakfiyesinin tahlili yapılmıştır. Makalede, vakfiyenin içeriği hakkında geniş bilgiler verilmesinin yanı sıra Yavuz Sultan Selim ile Ferruhşad Bey’in bazı yazışmalarından birkaç örnek mektup da ekler kısmında yer almıştır. Aynı yıl Türklerde İnsani Değerler ve İnsan Hakları isimli eserin 2. Cildine “Osmanlı Devlet Felsefesinde İnsani Değerler ve Hukuka Saygı”[35] isimli bir makaleyle katkıda bulunmuştur. Yine bu yıl, 90 Numaralı Mühimme Defteri’ni Nezihi Aykut, İdris Bostan, Feridun Emecen, Yusuf Halaçoğlu, Mehmet İpşirli, İlhan Şahin, Abdülkadir Özcan ile birlikte yayına hazırlamıştır[36].

 

 

Miroğlu, 1995 yılında İslam Ansiklopedisi’nin 11. Cildi için Erzincan[37] maddesini kaleme almıştır. 1997’de ise Tarih Enstitüsü Dergisi’nin 15. Sayısında Osmanlı Devleti’ndeki yol güzergahları, yolların kullanım şekilleri, yol sisteminin işletimini sağlayan kurumlar ve yol yapım ve onarım şeklini anlatan “Osmanlı Yol Sistemine Dair”[38] isimli bir makalesi yayınlanmıştır.

 

 

Üniversitedeki görevinin yanısıra, ilk sayısı 1994 yılının Mart ayında yayınlanan “Tarih ve Medeniyet” dergisini kurmuş ve 22 Ekim 1997 tarihindeki vefatına[39] kadar derginin Genel Yayın Danışmanlığı görevini yürütmüştür. Bu dergi,Mayıs 1999 tarihine kadar toplam olarak 62 sayı yayınlanmış, Miroğlu derginin, bazı aksaklıkları hesaba katmazsak, 43 sayısının “Bizden Size” isimli 2. Sayfalarında gerek dergi tanıtımı ve gerekse çeşitli konularda köşe yazıları kaleme almıştır[40].Miroğlu’nun ölümünden bir ay sonra çıkan Kasım 1997 Tarihli 44. Sayıda Mehmet Fatih Can “İsmet Miroğlu Hocamızı Kaybettik”[41], Mustafa Çetin Varlık “Arkadaşım ve Meslektaşım İsmet Miroğlu”[42], Rahim Er “İsmet Miroğlu”[43], Ahmet Uğur “Senin Ardından[44]” ve Kazım Yücel ise “Hocam’a Dair”[45]ve ölümünden bir sene sonra aynı derginin Ekim 1998 tarihli 55. sayısında ise Rahmi Er “Bu Ömür Bir Rızaya Kavuşmak İçin”[46], Kazım Yücel “Hocam’a Dair”[47], Fahri Çetin Derin “Öğrencim Miroğlu”[48], Müctebaİlgürel “Aziz Kardeşim İsmet”[49], İlhan Şahin “Gerçek Bir İlim ve Gönül Adamı”[50]isimli köşe yazılarıyla Miroğlu’nu yadetmişlerdir. Ayrıca yukarıda bahsettiğimiz sayıların ikincisinin 13. sayfasında Miroğlu’nun önceden 4 Mayıs 1996 tarihli Türkiye Gazetesi’nin 5. sayfasında kaleme aldığı “Ey Türk Milleti!..”[51]başlıklı bir köşe yazısına da yer verilmiştir.

 

 

Miroğlu’nun vefat haberi 23 Ekim 1997 tarihli Türkiye Gazetesi’nin 1. Sayfasından “Prof. Dr. İsmet Miroğlu’nu Kaybettik” başlığıyla duyurulmuş, 15. Sayfada da Ali İhsan Gülcü, bu haberin ayrıntılarını yazmış ve Miroğlu’nun hayatı hakkında bilgiler vermiştir[52]. Ayrıca yine aynı sayfada Tarih ve Medeniyet Dergisi çalışanları ve İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Enver Ören ve Türkiye Gazetesi çalışanları adına “Vefat ve Başsağlığı” ilanları[53] yer almıştır. Miroğlu, gazetede ölüm haberinin yayınlandığı gün Eyüp Sultan Camisi’nde cenaze namazı kılındıktan sonra Eyüp Sultan Mezarlığına defnedilmiştir.Cenazenin defin haberi ise; Türkiye Gazetesi’nin 24 Ekim 1997 tarihli sayısının 1. Sayfasından “Profesör Miroğlu Dualarla Defnedildi: Son Görev” başlığıyla verilmiştir. Ayrıca aynı haberin devamı, 13. Sayfada Harun Yerebakan tarafından yazılmıştır[54].

 

 

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Dergisi’nin 2001-2002 yıllarına ait 37. Sayısı “Prof. Dr. İsmet Miroğlu Anı Sayısı” olarak yayınlanmış ve bu dergide Feridun Mustafa Emecen “Prof. Dr. İsmet Miroğlu (1944-1997)”[55] isimli biyografik çalışmasıyla Miroğlu’nun hayatından bize kesitler sunmuş, Enver Konukçu ise “Prof. Dr. İsmet Miroğlu ve Doğu”[56]isimli makalesinde Miroğlu’nun “XVI. Yüzyılda Bayburt Sancağı”, “Tevarih-i Cedid-i Mirat-ı Cihan Adlı Eserin Müellifine Dair”, “Kemah Sancağı ve Erzincan Kazası (1520-1566)”, “Akkoyunlu Beylerinden Ferruhşad Beyin Vakfiyesi” gibi doğuyla ilgili eserlerinin tanıtımını yapmıştır. Ayrıca Hamza Gündoğdu “Bayburt Yöresinde Bir Külliye, Bir Kitabe ve Bir Vakfiye”[57] isimli makalesinde yine Miroğlu’nun “Akkoyunlu Beylerinden Ferruhşad Beyin Vakfiyesi” isimli makalesinden yola çıkarak Bayburt’un Pulur köyünde bulunan bir külliye hakkında bilgiler vermiştir.

 

 

Miroğlu’nun son eseri iseölümünden sekiz yıl sonra yani 2005 yılında Babıali Kültür Yayıncılığı tarafından basılan ve Osmanlı dönemine ait tarihi hikayeleri içinde barındıran “Bin Atlının Akınları”[58] isimli kitaptır.

 

 

Prof. Dr. İsmet Miroğlu, ömrünün büyük bir kısmını aydınlanmak ve sahip olduğu ilmin ışığıyla çevresini aydınlatmak yolunda harcamış değerli bir ilim adamı olarak tarihe geçmiştir. Tarih ilmine yaptığı katkıların yanı sıra gazete ve dergilerde çıkan yazılarıyla da Türk halkının ufkunu genişletmeye çalışmıştır. Ölümünün üzerinden 13 yıl geçmesine rağmen, 24 Ekim 2010 tarihli Türkiye Gazetesi’nin 17. Sayfasındaki “İz Bırakanlar” köşesinde İsmet Miroğlu’nun anıldığını görüyoruz. İrfan Özfatura, “İsmet Miroğlu: Ecdadımızı Onunla Sevmiştik” başlıklı yazısında, Miroğlu’nun ardından, Ahmet Şimşirgil, Enes Demiray, Ahmet Koç, Osman Özer ve İlhan Apak gibi isimler tarafından yazılanları bir araya getirerek okuyucuya sunmuştur. Biz de bildirimizi bitirirken İsmet Miroğlu’nun ardından yazılanların -tamamı bu bildirinin sınırlarını hayli aşacağından dolayı- bir kısmını kısaca hatırlatmak istiyoruz.        

 

 

Prof. Dr. İsmet Miroğlu’nun Ardından Yazılanlar

Ahmet Şimşirgil

 

Dostları akranları ona “Son Osmanlı” derlerdi, sanırım bunda uzun boyunun, davudi sesinin ve başına giydiği kalpağın da payı vardı. İsmet Bey mazisi ile barışık insanlar yetiştirmeyi çok arzulardı. Türkiye Gazetesindeki yazılarında hep o çaba vardı. İhlas Holding, Tarih Medeniyet Dergisini de emrine açtı. Bilirsiniz böyle dergilerin tirajı birkaç bini aşmaz ve çabucak kapanırlar. Lâkin Tarih Medeniyet on binlerce aboneye ulaştı. Hocanın vefatından sonra da yıllarca yayında kaldı. Cağaloğlu’ndaki dergi binası tarihçilerin ikinci adresi olmuştu. Fakültelere yakındı, ayak altıydı. Hem çaylar hem sohbetler demleniyordu. istişareler ediliyor, münazaralar yapılıyordu. Genci yaşlısı mekâna sokuluyor, feyz alıp feyz veriyorlardı. İsmet Hoca’nın keyfi yerindeydi, şu Anadolu çocukları ecdadı anlayacak, kavrayacak, medeniyetimizi yeniden inşaya çalışacaklardı. Hoca tarih dergiciliğinde de ufuklar açtı. Farklı ideolojilerdeki insanlara hitap etmeyi başardı.

 

 

Osmanlı tarihini “doğru” yazmak isteyenin yolu mutlaka arşive uğramalıydı. Oysa arşiv belgelerinin ancak yüzde 5’i tasnif edilebilmişti, milyonlarca evrak çürüyor göz göre göre heba oluyorlardı. İsmet Hoca’nın içi gidiyordu, bu hazineye sahip çıkalım diye yırtınmaktaydı. Başbakanlık Devlet Arşivlerinde Genel Müdür olunca kolları sıvadı...Yatırımı önce insana yaptı. Edebiyat ve ilahiyat fakültelerinden Osmanlıcaya vakıf çocukları topladı. Yetmedi, İstanbul ve Marmara Üniversitesinden hocalar getirtti, ilave dersler aldırdı. 500 civarında arşiv uzmanı yetiştirdi ki bunlar ülkemize çok şey kazandırdı. Bir kısmı daha sonra akademik çalışmalara katılacak Doktor, Doçent, Profesör olacaklardı...

 

Osman Özer

 

Hocanın büyük projeleri vardı. Beykoz’da bir arsa aldı, inşaata başladı. Görünüşteyazlık ama derdi keyif değil, bir nevi tarih tekkesi kuracak. Ünlü tarihçilerle gençleri bir araya getirecek, semaver sohbetleri yaptıracak. En nadide eserleri toplayacak, talebelerine

sunacak. Kitaplarını şömineli bir odada hazırlayacak. Eline kalemi aldı mı odunlar çatırdayacak, alevler tavanda oynayacak. Ev bitti, ömrü de bitti. Oturmak nasip olmadı.

İrfan Özfatura

Üniversite koridorları, amfiler, kütüphaneler, arşivler, gazeteler, dergiler, radyo, tv programları, sohbet turları, Anadolu konferansları... Bir tarihçiden ne isteniyorsa fazlasıyla yaptı...

Asistanı Kazım Yücel

Onunla yaptığımız tarih sohbetlerinden anlatılmaz bir tat alırdık. Kendisinin tarihe bakışı atalarınınkinden farksızdı: zira o dedelerinin bütün değerleriyle donanımlıydı. Ona göre Osmanlılar Türk tarihinin altın bir sayfasıydı. Osmanlı Sultanları Allah’ın Türk Milleti’ne verdiği büyük bir nimetti; layık olduğumuz sürece başımızda bulundular. Onları övenin hamasetle bir ilgisi yoktur; çünkü onlar hakkındaki her türlü övgü gerçeğin ifadesinden başka bir şey değildi.

 

 

İsmet Miroğlu’nun Eserleri

Kitap

XIV. Yüzyılda Bayburd Sancağı, Anadolu Yakası Bayburt Kültür ve Yardımlaşma Derneği Yayınları, No:1, Üçler Matbaası Basımevi, İstanbul 1975.

Kemah Sancağı ve Erzincan Kazası (1520-1566), Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 1990.

Tarihten Bir Yaprak, Hakikat Kitabevi, İstanbul 1984.

Bin Atlının Akınları, Babıali Kültür Yayıncılığı, 1. Baskı Ağustos 2005 ve 4. Baskı Eylül 2006.

Çeviri Eserler

TahmiscizadeMehmedMacid,Girit Hatıraları, Yayına hazırlayanlar: İsmet Miroğlu ve İlhan Şahin, Tercüman Gazetesi 1001 Temel Eser Serisi, 104. Kitap, İstanbul 1977.

MahmudCelaleddin Paşa, Mirat-ı Hakikat, C. 1, Yayına Hazırlayanlar: İsmet Miroğlu vd.,Tercüman Gazetesi 1001 Temel Eser Serisi, 138. Kitap, İstanbul 1979.

_______, C. 1-2-3, Yayına Hazırlayan: İsmet Miroğlu, Berekat Yayınları, İstanbul 1983.

90 Numaralı Mühimme Defteri, Yayına Hazırlayanlar: İsmet Miroğlu ve diğerleri, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayınları, İstanbul 1993.

Ansiklopedik Eser Maddeleri

 “I-II-III. GıyaseddinKeyhüsrev ve I-II. İzzettin Keykavus”, Meydan Larousse Büyük Lügat ve Ansiklopedi, C. 7, Meydan Yayınevi, İstanbul 1972.

“Reform Activities on theOttomanArchives”, Studies on Turkish-ArabRelationsAnnual II, İstanbul 1987.

“Fetret Devrinden Kanuni’ye Kadar Osmanlı Devleti”, Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi, C. 10, Çağ Yayınları, İstanbul 1989.

“AşıkMehmed”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, C. 3, Türk Diyanet Vakfı, Ankara 1991.

“Bayburt”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, C. 5, Türk Diyanet Vakfı, Ankara 1992.

“Osmanlı Devlet Felsefesinde İnsani Değerler ve Hukuka Saygı”, Türklerde İnsani Değerler ve İnsan Hakları, C. 2, İstanbul 1993.

“Erzincan”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, C. 11, Türk Diyanet Vakfı, Ankara 1995.

Makaleler

­­­­­­­­“Kitabiyat: Vakıflar Dergisi I-IX”, Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Dergisi, S. 1, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları, İstanbul 1972.

“İstanbul Rasathanelerine Ait Belgeler”, Tarih Enstitüsü Dergisi, S. 3, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları, İstanbul 1973.

“XVI. Yüzyıl Başlarında Erzincan Şehri (1516-1530)”, Tarih Dergisi, S. 28-29, İstanbul 1975.

“Batı Trakya’da Türk Eserlerine Yapılan Saldırılar”, Türk Kültürü Dergisi, S. 159, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları, Ankara Ocak 1976.

“XVI. Yüzyılda Kemah Sancağı”, VIII. Türk Tarih Kongresi 11-15 Ekim 1976: Kongreye Sunulan Bildiriler II, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 1981.

“Tevarih-i Cedid-i Mirat-ı Cihan Adlı Eserin Müellifine Dair”, Tarih Dergisi, S. 30, İstanbul 1976.

“Hindistan Hakkında XVIII. Yüzyılda Yazılmış Küçük Bir Eser”, Tarih Dergisi, S. 34, İstanbul 1984.

“Türk-İslam Dünyasında Vakıfların Yeri”, 2. Vakıf Haftası 3-9 Aralık 1984: Konuşmalar-Tebliğler, Vakıflar Genel Müdürlüğü Yayınları, Ankara 1985.

“Akkoyunlu Beylerinden Ferruhşad Bey’in Vakfiyesi”, Belgeler, Türk Tarih Belgeleri Dergisi, S. 19, 1993.

“Osmanlı Yol Sistemine Dair”, Tarih Enstitüsü Dergisi, S. 15, İstanbul 1997.

 

 

Kaynak: Editör: BEŞİR KELLECİ
 
Etiketler: BAYBURTLU, BİR, İLİM, ADAMI, İSMET, MİROĞLU,
Haber Videosu
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
BİZİM GAZETE
Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
26
27
2
2
8
12
2
Medipol Başakşehir
26
23
2
2
8
12
3
Beşiktaş
22
19
2
4
6
12
4
Kayserispor
22
19
2
4
6
12
5
Fenerbahçe
20
25
2
5
5
12
6
Sivasspor
19
18
5
1
6
12
7
Bursaspor
18
22
4
3
5
12
8
Göztepe
18
22
4
3
5
12
9
Akhisarspor
18
18
4
3
5
12
10
Alanyaspor
17
25
5
2
5
12
11
Trabzonspor
16
23
4
4
4
12
12
Kasımpaşa
15
20
5
3
4
12
13
Yeni Malatyaspor
14
16
6
2
4
12
14
Antalyaspor
13
14
5
4
3
12
15
Osmanlıspor FK
11
19
8
2
3
13
16
Atiker Konyaspor
11
12
7
2
3
12
17
Gençlerbirliği
8
14
9
2
2
13
18
Kardemir Karabükspor
8
12
8
2
2
12
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı