Haber Detayı
28 Eylül 2012 - Cuma 14:58
 
Bayburtlu eğitimci-yazar Erol Battal vefat etti
MEDYA Haberi


Eğitim Bir-Sen eski Genel Teşkilatlanma Sekreteri Bayburt doğumlu eğitimci-yazar-sendikacı Ak Parti eski milletvekili Fetani Battal’ın samimi arkadaşlarından Erol Battal, Hakk’ın rahmetine kavuştu. Battal’ın naaşı İstanbul Güneşli Evren Mahallesi Yaşar Acar Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Büyükçekmece mezarlığına defnedildi. 

Özgün Duruş Gazetesi, Memurdan Haber ve Habername.com Yazarı olarak kamuoyunda tanınan Battal, "Sendikal Örgütlenme ve Eğitim-Bir-Sen", "Divan Şiirinden Seçmeler" ve “-"Sendika İşyeri Temsilcisinin El Kitabı" isimli üç esere imza atmıştı. Battal, bir süredir kemoterapi tedavisi görüyordu.

Eğitim Bir-Sen çatısı altında uzun yıllar emek veren Battal, teşkilatın her kademesinde özverili çalışmaları ile herkesin takdirini kazanan bir eğitimciydi. Bayburt’un Oruçbeyli köyünde doğan Battal, ilkokulu köyünde, orta ve lise eğitimini Erzurum’da tamamladı. Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdikten sonra Muğla ve İstanbul’da Edebiyatı Öğretmenliği yaptı. Kuruluşundan itibaren Eğitim Bir-Sen’in çeşitli birimlerinde görev yapan Battal, İstanbul 1 No’lu Şube Başkanıyken II. Olağan Kongrede Genel Teşkilatlanma Sekreteri olarak Genel Yönetim Kurulu’na seçildi. III. Olağan Kongrede ikinci kez güven tazeledi.  Battal,  evli ve iki çocuk babasıydı.

Erol Battal habername.com da iki yıl kadar köşe yazarlığı yapmıştı

Dünya Bizim sitesinde Eğitim-Bir-Sen eski Genel Basın Yayın Sekreteri Şaban ABAK Beyʹin birkaç ay önce Battalʹla ilgili yazısı yeniden yayımlandı MÜSTESNA GÜZELLER köşesinde:

Bir güzel mücadele insanı: Erol Battal

Dünya denen misafirhanede bizimle aynı dönemde milyarlarca insan yaşasa da biz onlardan çok az bir kısmıyla tanışır, çok daha küçük bir kısmıyla da arkadaş oluruz. Bir ömür boyu tanıyabildiğimiz insan sayısı, birkaç bini geçmez. Bizim için “insanlık” aslında bu tanıdığımız az sayıdaki kişinin şahsında tarifini bulur. Hayatımızda ve yaşadıklarımızda doğrudan tesiri olanlar ise yakın arkadaşlarımız ve dostluğunu kazanmayı başarabildiklerimizdir.

Erol Battal, tanıştığım günden beri hayatımın akışında tesiri olmuş bir dostumdur. Gazeteciliğe ve sinemaya duyduğum ilgiyle İletişim Fakültesi’nde okumuş, çeşitli gazete ve televizyonlarda beni tatmin etmeyen işlerde çalışmış, sonunda kaderin bir cilvesiyle İstanbul’da öğretmen olmuştum. Erol Battal’la işte bu dönemde, 1997’de tanıştım.

Eğitim-Bir-Sen’in İstanbul 1 No’lu şubesinde teşkilatlanmadan sorumlu yöneticiydi beni aradığında. Bağcılar Lisesi’nde edebiyat öğretmeniydi. Gazeteciliği bırakıp öğretmen olmamdan duyduğu memnuniyeti paylaşarak beni sendikaya davet ediyor, Şube yönetiminde görev almamı ısrarla istiyordu. İkna edebilmek için şiir kitabımı okumuş olduğunu belli eden cümlelerini duyunca şaşırdığımı ve tanışmak için gitmeye karar verdiğimi bugün itiraf etmeliyim. Gittim ve birden kendimi sendikal çalışmaların merkezinde buluverdim. Önce İstanbul şubesinde, sonra iki dönem genel merkezde olmak üzere toplam 10 yıl sürecek sendikacılığım böylece başlamış oluyordu.

O bir "Bey"

Erol, (O gerçek bir “bey”dir ve ben laubali denecek muhabbetlerimizde bile kendisine “Erol Bey” diye hitap ederim, fakat bu yazıda kendisine olan sevgimi ve samimiyetimi ifademe engel olduğunu fark ettiğim için artık kullanmayacağım) doğup büyüdüğü vakur ve yiğit insanlar diyarı Bayburt’un bütün olumlu hasletlerini şahsında toplamıştı. Düşman hisarlarına yalın kılıç saldırmaya her an hazır cengaver bir sertlik içinde ipek atlas gibi incelik ve nezaketle örülü, merhamet ve sevgiyle dolu, coşkun bir şair mizacı saklıyordu. Saklıyordu’yu sadece barındırıyordu anlamında söylemiyorum, gerçekten saklıyordu. Onun yüce gönlünü tanıyabilmek, estetik güzelliği fark edişini, beğenisindeki inceliği, bilhassa büyük sanat eserlerinden duyduğu hazzı ve coşkuyu paylaşabilmek için size adeta izin vermesi gerekiyordu. Sizin bu izne layık olmanız gerekiyordu, çünkü “müşterisinin bulunmadığı yerde cevherini açma” ilkesine uygun yaşıyordu.

Yayınlanmakta olan belli başlı edebiyat dergilerini abone olarak izleyen, ilk kitabı yayınlanan şairleri bile takip edecek derecede şiirle yakından ilgilenen sıra dışı bir edebiyat öğretmeniydi Erol. Aslında Erol için bu durum sıradandı. Bana öyle geliyor ki o Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni değil de mesela Tarih öğretmeni de olsaydı, hatta öğretmen olmasaydı da yine edebiyata ilgi duyacak, seçkin fikir ve sanat eserlerini büyük haz duyarak okuyacak, okutacaktı.

Nasip oldu, kendisiyle arkadaşlığımız yıllar içinde ilerledi ve ben her geçen gün Erol’u daha çok sevmeye başladım.

Gerçek bir dava adamı

Müthiş cömert, vefalı ve arkadaş canlısıdır. Önce daima karşısındakini düşünür. Saf yalınlık ve samimiyettir.

Gerçek bir dava adamıdır. Selçuklu Sultanlarının mücahit ruhuyla Dede Korkut’un hikmetler söyleyen bilge sesi onda bir mizaç olarak birleşmiş gibidir. Necip Fazıl da okur, Nureddin Topçu da. Mustafa Kutlu’yu kitabının çıktığı gün okur. Evi, her biri yüksek bir beğeniyle seçilmiş birbirinden kıymetli eserlerle dolu mini bir kütüphane gibidir. Memleketi bütün İslam Ülkesi, milleti, hakiki anlamıyla İslam Milleti’dir.

Her Bayburt’lu gibi Bayburt’u ve Erzurum’u çok sever. Memleket sevgisi onda söğüdün suyu, kavağın düzü sevmesi gibi içten ve tabiidir.

İstanbul Şube Başkanı olduğu dönemde, Akif İnan vefat etmiş, sendikamızın genel merkezi adeta kapanma noktasına gelmişti. Kafası sürekli, bu emaneti nasıl yaşatırız, bu müesseseyi nasıl ihya eder, camiamız ve ülkemiz için nasıl işe yarar hale getirebiliriz sorusuyla meşguldü. Niyetini birgün bana açtı. İstanbul’da bir ekip oluşturulacak, bu ekibin sendikamızın Genel Merkez Yönetimine seçilmesi için çalışılacak, seçilen kişiler yeni sendika kanununa göre “profesyonel” olarak aktif sendikacılık yapacak, böylece Akif İnan’ın emaneti yaşatılacaktı. Düşündüğü iki isimden biri bendim, öteki de Ahmet Gündoğdu idi.

Sendikanın tarihçesini yazdı

Erol, fikirlerini o kadar inanarak, içten bir heyecanla anlatır ki size sadece itaat etmek düşer adeta. Karşı çıkmanız, bir hakikate karşı çıkmak gibidir. Ona göre okur yazar biriydim, üstelik iletişimciydim, edebiyat sahasında tanıyanlarım, sevenlerim vardı, sendikanın ideolojik duruşunun korunmasında, gelişen olaylarla ilgili sendikal görüşün oluşturulmasında ve duyurulmasında büyük katkılarım olabilirdi. Hayır dersem, millete hizmet görevinden kaçmış olacak, o çok kızdığım “bohem şairler” güruhuna karışacaktım. Tehdit ağırdı. Böylece Eğitim-Bir-Sen Genel Basın Yayın Sekreterliğine aday oldum ve Erol Battal’ın da büyük desteğiyle, katkılarıyla iki dönem seçilerek 2002-2008 arası sendikamızın tanıtılması ve ülke sathına yaygınlaştırılmasına hizmet etme imkanı bulmuş oldum.

Erol bu sırada değeri ileride daha iyi anlaşılacak bir esere imza attı: Eğitim-Bir-Sen’in Tarihçesi’ni yazdı. Ben de sendikanın yayını olarak binlerce nüsha basıp şubelere ve kütüphanelere dağıttırdım. Bir kurum tarihi olarak sıcağı sıcağına kaleme alınmış titiz ve çok kıymetli bir çalışmadır.

İdealist lider kişilik

2005 yılında benim aynı göreve ikinci kere seçildiğim kongrede Erol Battal da büyük bir isabetle Genel Teşkilatlanma Sekreterliğine seçilip Ankara’ya geldi. Esasen Erol gibi pür teşkilatçı bir enerjiyi en başından beri Genel Merkez yönetimine seçmemiz gerektiğini o zaman anladım. Sendika teşkilatını üç yılda iki kat büyüttü. İlçelerde teşkilatlanabilmek için bütün ülkeyi adım adım gezip gece gündüz çalıştı.

‘Bu işler ekip işidir’ türünden sözlerin ağız alışkanlığıyla söylenen ve yaygın kanaatin aksine asla gerçeği yansıtmayan laflar olduğunu da Erol’la birlikte yaşayarak öğrendim. Parti, dernek, vakıf gibi sendikaların da güçlü lokomotif kişilerle yürüyüp güçlendiğini, büyük karar anlarında idealist lider kişiliğin sorumluluk şuuruyla kendiliğinden harekete geçip görev üstlenmesiyle mesafe alındığını gördüm.

Yetersiz kişilikler, yapıp ettiklerinin dışarıdan nasıl göründüğüyle ilgili oldukları için işin makyaj kısmına odaklanır, göz boyama tekniklerinde ustalaşırlar. Erol gibiler ise daima “gaye”ye odaklanmış olarak hak ve hakikati gözeterek süreci yönetmeye titizlenir, görüntüyle ve imajla pek ilgilenmezler. İşimiz gereği Bakanlarla yahut başka devlet adamlarıyla yapacağımız görüşmeler öncesinde Erol’a rica minnet takım elbise giydirir, zorla traş ettirirdik. Çünkü onun bütün dikkati, diyelim Milli Eğitim Bakanı’yla görüşmeye giderken ne giyeceğinde değil, mesela başörtüsü sebebiyle soruşturma geçiren bir tek öğretmen varsa onun hukukunu savunmaya odaklanıyordu.

Bayburtlu Ağlar Babaʹnın ahfadından

Erol, Bayburt’un yetiştirdiği büyük alim ve şair Ağlar Baba’nın ahfadındandır. Amcasıoğlu Fetani Battal, o dönem Ak Parti Bayburt milletvekili seçilince Kızılay’ın arka sokaklarında bazen üçlü buluşmalar yapıp memleket ahvalini konuşurduk. Fetani Bey, büyük dedelerinin Divan’ını yeniden basmanın çarelerini araştırıyordu. Bazen de “Şaban Bey, anlat bakalım, biz şimdi hükümet olarak ne yapıyoruz?” diye takılıyordu. Erol, bu buluşmalarda çay eşliğinde simit ikram etmeyi adet edinmişti. Ben de altın kıymetinde bu iki delikanlı insanla arkadaş olmanın keyfini çıkarıyor, punduna getirdikçe de Bayburt’un büyüklüğü üzerine fıkralar anlatıyordum. En sevdiği ise İstanbul’da Çamlıca tepesine çıkmış Bayburtlu fıkrasıydı: “Hey gidi mübarek İstanbul, büyüdükçe sanki Bayburt’u andırıyorsun!”

Çoğunda bulunamadım ama bu iki amca çocuğu çay simit buluşmalarını yıllarca ve neredeyse her hafta mütevazı bir çay ocağında sürdürdüler.

Son dönemde okumalarını yakın siyasi tarih üzerine ve bilhassa sivil toplum kuruluşlarımızın tarihi üzerine yoğunlaştırdı. Mefkureci Öğretmenler Birliği’nden MTTB’ye, İlim Yayma’dan Birlik Vakfı’na kadar belli başlı bütün kuruluşlarla ilgili incelemeleri ve hatıratları doktora yapar gibi büyük bir titizlikle okudu.

Dişimizle tırnağımızla büyüttüğümüz sendikamızın “müesseseleşmesinin”, kalıcı ve köklü hizmetler yapabilmesinin ilmini arıyor gibiydi. Kimsenin durup “ince şeyleri anlamaya” vakti olmasa da Erol, en sıkışık zamanda bile büyük düşünmeyi, meselelere ideal çerçevesinden bakmayı terk etmiyordu.

Erol Battal, benim 2008’de liste dışı kalmamdan sonra bir dönem daha aynı göreve seçilmeyi başardı ve Eğitim-Bir-Sen’in ülkemizin en büyük sendikası olmasında tartışmasız büyük rol oynadı. Ancak o da ikinci dönemin sonunda liste dışı kalarak sendikacılığa veda etti.

Halen bir bakanlıkta Bakanlık Müşaviri olarak görev yapan Erol Battal, son birkaç aydır kanser tedavisi görüyor. Kendisinden kurumsal tarih alanında yazdıklarını kitaplaştırması başta olmak üzere daha büyük hizmetler bekliyoruz. Kolları sıvayıp sağ salim görevinin başına dönmesi için Cenab-ı Allah’tan acil şifalar diliyorum. Bu yazıyı, sevenlerine, şifa ayetlerini okuyup dua etmelerini hatırlatmak ve tanımaktan bahtiyarlık duyduğum bir güzel insana muhabbetimi kısmen de olsa ifade etmek için yazdım.

Ama daha söyleyecek çok şey var.

Not: Bayburtlu hemşehrimiz Erol Battal’ın mekanını Allah cennet eylesin. Merhuma Allah’tan rahmet yakınlarına sabr-ı cemil diliyoruz.

Kaynak: Editör: BEŞİR KELLECİ
 
Etiketler: arsiv
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
BİZİM GAZETE
Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
26
27
2
2
8
12
2
Medipol Başakşehir
26
23
2
2
8
12
3
Beşiktaş
22
19
2
4
6
12
4
Kayserispor
22
19
2
4
6
12
5
Fenerbahçe
20
25
2
5
5
12
6
Sivasspor
19
18
5
1
6
12
7
Bursaspor
18
22
4
3
5
12
8
Göztepe
18
22
4
3
5
12
9
Akhisarspor
18
18
4
3
5
12
10
Alanyaspor
17
25
5
2
5
12
11
Trabzonspor
16
23
4
4
4
12
12
Kasımpaşa
15
20
5
3
4
12
13
Yeni Malatyaspor
14
16
6
2
4
12
14
Antalyaspor
13
14
5
4
3
12
15
Osmanlıspor FK
11
19
8
2
3
13
16
Atiker Konyaspor
11
12
7
2
3
12
17
Gençlerbirliği
8
14
9
2
2
13
18
Kardemir Karabükspor
8
12
8
2
2
12
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı