Bayburt’un Kültür Mirası

Asırlardır dönemlerinin en güçlü medeniyetlerine ev sahipliği yapan, Bayburt ilimizde yapılan araştırmalar ve çalışmalar sonucu Doğu Anadolu ve Yakındoğu’dan bildiğimiz eski kültür kalıntıları günümüze kadar korunmayı başarmış ve tüm güzellikleriyle kendini sergilemektedir.

Hazır sergilemek derken mevcut konumu, stratejik durumu oldukça avantajlı konumda yükselen ve birbirinden çok farklı kültürlere ev sahipliği yapan Bayburt Kalesi, hak ettiği değeri yeterince görüyor mu? Ya da hak ettiği değeri görmesi için yapılan çalışmalar yeterli mi? Anadolu’nun en büyük 3. kalesi olan ve ihtişamıyla göz dolduran kale gerekli turizm yatırımlarını çoktan hak etmedi mi? Sonuna kadar… Son yıllarda sevindirici gelişmeler bacasız sanayinin tütmeye başlayacağının sinyalini verir nitelikte. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve bünyesinde bulanan Bayburt Müzesi Müdürlüğü uzman kadrosu başarılı çalışmalar yapıyor. Bayburt-Gümüşhane yüzey araştırma projesi kapsamında Atatürk ve Bayburt Üniversitelerinden akademisyenlerin katılımıyla çok verimli sonuçlara ulaşılmış ve gelecekte izlenilmesi gereken yola ışık tutacak değerde kültürel kalıntılar saptanmıştır.  Bununla birlikte Bayburt Kalesinde yoğun bir arkeolojik çalışma gerçekleştiren yetkililer, uzun yıllar açığa çıkmayı bekleyen sayısız kültür mirası gün yüzüne çıktı ve çıkmaya devam ediyor. Çevre illere örnek olarak gösterilebilecek düzeyde gerçekleştirilen çalışmalar geçmişe ışık tutmaya devam ediyor ve geleceğe umutla bakmamızı sağlıyor. Ancak bizleri heyecanlandıran bu eserleri ve kültürel kalıntıları turizme katacak çalışmalar kısa sürede sonuca ulaşma açısından yetersiz. Bayburt gibi zengin kültürel öğelere sahip şehirlerde, doğru planlama ve yapılanma ile turizmin bölge halkına ekonomik olarak büyük katkılarını 4 kazı sezonu arkeolog olarak görev yapma fırsatı bulduğum Çorum Alacahöyük Müzesi ve Örenyeri kazıları; Alaca ilçesine bağlı Alacahöyük Köyü’nde bulunan Alacahöyük. Burada açığa çıkan Krali mezarlar, Hitit Mabet–Sarayı Alacahöyük’te doğru turizm hamleleri ve yatırımlarıyla birlikte bilinen tarihi önemi beraberinde turizmin de gelişmesinde büyük rol oynamıştır. 2003 yılında gelen toplam turist sayısı 8367 iken, bu sayı 2015 yılında 32385 rakamlarına ulaşmıştır. Bunla birlikte Alacahöyük halkına restaurant, bijuteri ve konaklama gibi sektörlerde büyük katkılar sağlamış, bölgenin bilinirliği ve marka değerini artırmıştır.

Turizmin etkileri yalnızca ekonomik boyutla sınırlı olmayıp, toplumsal anlamda da rolü büyüktür. Bir bölgenin turizm talebini karşılayabilmesi için, her yönden hazır ve donanımlı olması gerekir. Bu da altyapı ve üstyapı harcamalarını zorunlu kılar. Turizm tarım başta olmak üzere, sanayi ve hizmet sektörü üzerinde de büyük etkilere sahiptir. Turizmin gelişmesiyle tarım sektöründeki ürünlerin kalite ve nicelik olarak artışı söz konusu olmaktadır. Şimdi gelelim Bayburt’a…

Tarihi anlatmakla bitmez güzel şehir Bayburt, bir şehrin içinde bulundurabileceği onlarca güzelliğe sahip memleketim, neden sadece biz biliyoruz bu güzellikleri, neden başkaları bilmiyor? Gelip görmüyor? İçimizde yatan güzellikleri göremeden başkalarına göstermemiz ne kadar mümkün? Hep beraber el ele vererek tekrar doldurabiliriz sokaklarımızı. Küçük bir şehrin aslında ne kadar büyük değerler taşıdığını gösteririz. Biliyorum, sizde benim kadar çok seviyorsunuz bu şehri ve eminim tanıyan, gezen, gören herkeste en az bizim kadar sevecek. Ben inanıyorum, memleketimizi sevdikçe ve kültürel mirasını korudukça daha da güzelleşecek her geçen gün artan yatırımlarla değer kazanacak siz de inanın. İnanmak başarmanın yarısıdır, başarırsak turizm geliştiği yerin alt ve üst yapı çalışmalarını hızlandırır. Altyapı çalışmaları yol, su, elektrik, haberleşme ve ulaşım gibi, üstyapı çalışmaları ise konaklama yerleri, restoranlar ve eğlence merkezleri gibi çalışmalardır. Sözlerime büyük bir liderin tarihle alakalı düşünlerini paylaşarak son vermek istiyorum;

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Atatürk Orman Çiftliği’ne yapılan Cumhurbaşkanlığı Köşkü için, “Türkiye artık eski Türkiye değil. Mimari olarak Ankara bir Selçuklu başkenti mesajı vermemiz lazımdı. Binanın iç mimarisinde Osmanlı motiflerine dikkat ettik” demişti. Her ne kadar Ankara “Selçuklu Başkenti” olmasa da amaç tamamen tarihsel güçlerle buluşmak, görkemli erken günlerle yeni bir köprü oluşturmaktı. Bu gücün herkes farkında, artık farkında olma sırası bizde.

Bir sonraki yazımda buluşmak üzere, hepinizi saygı ve sevgi ile selamlıyorum.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Sudenur Topsakal
Sudenur Topsakal - 2 ay Önce

Son derece haklı. İhtişamına rağmen Bayburt Kalesi gereken ilgiyi görmüyor. Gerek insanı gerekse coğrafi konumu ile aslında Bayburt Türkiye’nin hala istiridyede bekleyen incisi değil mi?

Burak ÇELİK
Burak ÇELİK - 2 ay Önce

Çok doğru bir noktaya değinmişsiniz tebrik ediyorum.