Bayburt’ta bir höyük: BÜYÜKHÖYÜK

Tarihten edindiğimiz en iyi şey; onun uyandırdığı coşkudur. Bayburt’un tarih sayfalarında bize geçmişiyle ilgili anlatmak istediği coşkulu hikâyeler var. Bu hikâyeler arasında en çok dikkatimi çeken ve siz değerli Bayburtlu hemşerilerimle paylaşmak istediğim önemli bir kültür mirası olan ve doğru planlamalarla Bayburt’a katkı yapmayı bekleyen Büyükhöyük. Tarih boyunca farklı sebeplerden dolayı(deprem, yangın, savaş) yıkılan yerleşim alanlarında yıkıntıların üst üste birikmesiyle meydana gelen ve genelde içinde yapıt kalıntılarının gömülü olduğu yayvan tepecikler “höyük” olarak tanımlanır. Yani çok eski bir yerleşme yerinin zamanla tepe biçiminde toprak yığınına dönüşmüş kalıntısıdır.

Bayburt il merkezinin 35 km güneybatısında; Çiftetaş Köyü’nün 1 km kuzeyinde yer alan höyük, bölgenin en büyük höyüğü olma özelliğine sahiptir. 1990-1994 yılları arasında Erzurum Müzesi ile Avustralya Araştırma Konseyi ve Melbourne Üniversitesi sponsorluğunu da kapsayan bir işbirliği mekanizması kurularak kazı çalışmaları sürdürülmüştür. O yıllarda çiçeği burnunda bir vilayet olan Bayburt, uluslararası arenada dikkatleri üzerine toplamış, araştırma projeleri dâhilinde küllerinden doğmaya başlamıştır. Prof. Dr. Antonıo Sagona kazı başkanlığında yürütülen kazı çalışmaları esnasında Erken Tunç Çağ’ı ve Helenistik/Roma Çağ’ı tabakaları saptanmıştır. Ulaşılan sonuçlar Bayburt’un tarihinin sanılandan çok daha eskiye dayandığını adeta doğrular niteliktedir. M.Ö. 3000’e dayanan tarihiyle dikkat çekmiş fakat 4 yıl süren kazıların ardından hiçbir turizm projesi girişiminde bulunulmamıştır. Geçen yıllara rağmen Büyükhöyük turizme katkı sağlamak için gün saymaktadır. Peki, bu katkıyı nasıl sağlar? Doğru yatırımlarla Büyükhöyük turizme kazandırılabilir mi? Örnekleri var mı? Bu soruların cevabı çokta uzakta değil aslında…  Anadolu toprakları sayısız höyüğe ev sahipliği yapmaktadır. Bunlar arasında bazıları var ki ülke turizmine ve ekonomisine sağladığı katkılar bir yana dursun, tüm dünyanın gıpta ile baktığı turizm merkezleri olmayı başarmışlardır. Bu höyükler: Göbekli Tepe, Alacahöyük, Çatalhöyük, Acemhöyük gibi merkezlerdir. Bulundukları bölge ve ülke ekonomisine direkt katkı sağlamakla kalmamış tüm dünyaya örnek olacak örenyeri ve milli park projeleriyle adeta turizm merkezleri olmuşlardır. Peki, neden bölgenin en büyük höyüğü olan Büyükhöyük’te bu örnekler arasına girmesin? Avustralya Melbourne Üniversitesi Büyükhöyük kazılarına 4 yıl boyunca sponsorluk yapıyorsa, neden Bayburt yerel yönetim mecraları da höyüğü turizme kazandırmak için destekleyici projeler geliştirmesin?  Medeniyetlerin eşiği olan Bayburt, bu projeleri çoktan hak etmedi mi?

Son yıllarda Bayburt Kalesi’nde örnek çalışmalar sergileyen İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve bünyesinde bulunan Bayburt Müzesi Müdürlüğü uzman kadrosu kendini kanıtlamıştır. Gerekli desteği aldıktan sonra aynı başarıyı Büyükhöyük’te de göstermekle kalmayıp turizm açısından geleceğe umutla bakmamıza katkı sağlayacaklarına inancım tamdır. Sözlerime ünlü bilgin Ömer Hayyam’ın tarihle alakalı düşüncelerini paylaşarak son vermek istiyorum;

“Tarihin sürekliliğini kaybeden bir millet, her şeyini kaybetmeye mahkûmdur. Hafızası parça parça kopmuş bir akıl hastası gibi geçmişiyle, hatıralarıyla ve benliğini terkip eden bütün varlık unsurlarıyla ilgisi kesilmiştir.”

Bir sonraki yazımda buluşmak üzere, hepinizi saygı ve sevgi ile selamlıyorum.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Naci KURT
Naci KURT - 5 ay Önce

Çalışmamalarının devamını dilerim. Gururlandırıyorsun bizleri.

Hüseyin KIRAÇ
Hüseyin KIRAÇ - 5 ay Önce

Teşekkür ederim Bayburt'a ışık olma yönünde başarılarının devamını dilerim.

Esra Güneş
Esra Güneş - 5 ay Önce

Bayıldım

Osman kobal
Osman kobal - 5 ay Önce

Hayırlı çalışmalar

Poyraz ardic
Poyraz ardic - 5 ay Önce

Çalışmalarıyın devamını dilerim

Hüseyin Yaşar
Hüseyin Yaşar - 5 ay Önce

Helal olsun kardeşimiz güzel özetlemiş

Tuğçe çınar
Tuğçe çınar - 5 ay Önce

Gurur sebebimiz

Hakan Özel TAŞ
Hakan Özel TAŞ - 5 ay Önce

Severek yazılmış severek okudum